Yahudiler ve Müslümanlar yüzyıllar boyunca Orta Doğu'da bir arada yaşadı. Peki Siyonizm bu birlikteliği parçaladı mı? Rabbi Haim Sofer, Deja Vu programında Neturei Karta hareketinin Siyonizm karşıtlığının tarihini ve bu ayrılığın kökenlerini ele aldı. Sofer, Siyonizm'in Yahudi toplumunu böldüğünü ve geleneksel Yahudi-Müslüman ilişkilerine zarar verdiğini savunuyor.
Neturei Karta ve Siyonizm Karşıtlığının Kökenleri
Neturei Karta, ultra-Ortodoks Yahudi cemaati içinde yer alan ve Siyonizm'e şiddetle karşı çıkan bir harekettir. Hareketin temel argümanı, Yahudi devletinin ancak Mesih geldiğinde kurulabileceği yönündedir. Bu görüşe göre, insan eliyle bir Yahudi devleti kurmak dini açıdan yasaktır. Neturei Karta üyeleri, İsrail Devleti'nin kurulmasını Yahudilik'e aykırı bulur ve Filistinlilerin yanında yer alarak İsrail karşıtı protestolara katılır.
Rabbi Haim Sofer, Deja Vu'da yaptığı açıklamada, Neturei Karta'nın sadece siyasi bir duruş sergilemediğini, aynı zamanda dini bir zorunluluk olarak Siyonizm'e karşı çıktığını belirtti. Sofer'e göre, Siyonizm 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktığında, dindar Yahudilerin büyük bir kısmı bu harekete karşıydı. Ancak Holokost sonrası yaşanan travma ve uluslararası baskılar, Siyonizm'in Yahudi toplumu içinde daha geniş kabul görmesine yol açtı. Yine de Neturei Karta gibi gruplar, geleneksel duruşlarını korudu.
Tarihsel olarak, Yahudiler ve Müslümanlar arasındaki ilişkiler her zaman çatışmacı olmadı. Orta Çağ'da Endülüs'te, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve diğer Müslüman coğrafyalarda Yahudiler, Hristiyan Avrupa'ya kıyasla daha fazla özgürlük ve güvenlik içinde yaşadı. Osmanlı Devleti, 1492'de İspanya'dan kovulan Sefarad Yahudilerine kapılarını açtı. Bu dönemde Yahudiler, ticaret ve devlet hizmetinde önemli roller üstlendi. Sofer, bu tarihsel birlikteliğin Siyonizm'in yükselişiyle birlikte zedelendiğini ifade ediyor.
Siyonizm'in Ayrıştırıcı Etkisi ve Bölgesel Sonuçları
Siyonizm, 19. yüzyılın sonunda Theodor Herzl öncülüğünde siyasi bir hareket olarak doğdu. Amacı, Yahudiler için Filistin'de bir vatan kurmaktı. Ancak bu hedef, bölgedeki Arap ve Müslüman nüfusun tepkisini çekti. 1948'de İsrail Devleti'nin kurulmasıyla birlikte, yüz binlerce Filistinli yerinden edildi. Bu olay, Yahudi ve Müslüman topluluklar arasında derin bir kırılma yarattı. Neturei Karta gibi gruplar, bu süreçte İsrail'e karşı çıkarak Filistinlilerle dayanışma içinde oldu.
Sofer'e göre, Siyonizm sadece Müslümanlarla Yahudiler arasındaki ilişkiyi bozmakla kalmadı, aynı zamanda Yahudi toplumunun kendi içinde de bölünmelere neden oldu. Dindar Yahudiler ile seküler Siyonistler arasındaki gerilim, İsrail'in kuruluşundan bu yana devam ediyor. Ultra-Ortodoks gruplar, askerlik hizmetinden muaf tutulma gibi ayrıcalıklar elde etti, ancak bu durum zaman zaman toplumsal tartışmalara yol açıyor.
Neturei Karta, bugün İsrail'in varlığını tanımıyor ve Filistin davasını destekliyor. Hareket üyeleri, İsrail karşıtı gösterilerde Filistin bayrakları taşıyarak dikkat çekiyor. Ancak bu duruş, ana akım Yahudi cemaati tarafından sıklıkla eleştiriliyor ve marjinal bir görüş olarak nitelendiriliyor. Yine de Neturei Karta, Siyonizm karşıtlığının dini temellerini vurgulayarak, alternatif bir Yahudi perspektifi sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Yahudi ve Müslüman topluluklara ev sahipliği yapmış bir ülke olarak, bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Osmanlı döneminde Yahudilere gösterilen hoşgörü, Türkiye'nin bugünkü diplomatik duruşuna da yansıyor. Ankara, Filistin davasını desteklerken, aynı zamanda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Neturei Karta gibi Siyonizm karşıtı Yahudi grupların varlığı, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında kullanabileceği bir unsur olabilir. Ancak bu tür grupların marjinal konumu, etkilerini sınırlıyor. Yine de Türkiye, bölgede barış ve istikrar için Yahudi-Müslüman diyaloğunu teşvik edebilir. Bu diyalog, hem Türkiye'nin yumuşak gücünü artırabilir hem de bölgesel gerilimlerin azalmasına katkı sağlayabilir.