İngiltere'de Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen'i Donald Trump ile Grönland konusunda vardığı anlaşmadan dolayı kutladı. Burnham, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Başbakan Frederiksen'i tebrik ediyorum. Zorlu bir müzakere sürecinde Danimarka'nın egemenliğini ve Grönland halkının iradesini korudu" ifadelerini kullandı. Ancak Liberal Demokratlar lideri Sir Ed Davey, anlaşmayı "sahte bir zafer" olarak değerlendirerek, mevcut anlaşmanın neredeyse kopyası olduğunu savundu.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
ABD Başkanı Donald Trump, görevdeki ilk döneminde Grönland'ı satın alma fikrini gündeme getirmiş, Danimarka hükümeti bu öneriyi "absürt" bularak reddetmişti. 2024 seçimlerinin ardından yeniden iktidara gelen Trump, bu kez daha diplomatik bir yolla Grönland'ın stratejik ve ekonomik potansiyelinden yararlanma konusunda anlaşma sağladı. Yeni anlaşma kapsamında ABD, Grönland'da nadir toprak elementleri, uranyum ve diğer kritik minerallerin çıkarılması için ortak projeler yürütecek; ayrıca adada askeri üslerin genişletilmesi ve yeni radar istasyonları kurulması öngörülüyor. Danimarka, Grönland üzerindeki egemenlik haklarını korurken, ekonomik işbirliği ve güvenlik alanında ABD ile işbirliğini derinleştirecek.
Mette Frederiksen, anlaşmayı "Danimarka Krallığı'nın çıkarlarını ve Grönland halkının refahını gözeten dengeli bir çözüm" olarak nitelendirdi. Ancak muhalefet, anlaşmanın detaylarının şeffaf olmadığını ve Danimarka'nın ABD'ye fazla taviz verdiğini öne sürüyor. Ed Davey, "Bu anlaşma, Trump'ın 2019'daki satın alma teklifinin farklı bir ambalajla sunulmuş halidir. Danimarka kamuoyu kandırılmıştır" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Grönland, Arktik bölgesinin jeopolitik öneminin artmasıyla birlikte küresel güçlerin ilgi odağı haline geldi. İklim değişikliği nedeniyle eriyen buzullar, yeni deniz ticaret yollarını ve zengin doğal kaynaklara erişimi mümkün kılıyor. ABD, Rusya ve Çin, Arktik'te etkinliklerini artırırken, Danimarka gibi küçük ülkeler denge politikası izlemek zorunda kalıyor. Anlaşma, NATO içindeki dayanışmayı güçlendirebilir; ancak Avrupa Birliği'nin Arktik stratejisi açısından da bir test niteliğinde. Danimarka'nın AB üyesi olması, anlaşmanın AB'nin ortak dış politika ilkeleriyle uyumlu olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Öte yandan, Rusya'nın bölgedeki askeri varlığını artırması, ABD'nin Grönland'daki varlığını güçlendirmesini tetikleyebilir. Çin'in de Grönland'da madencilik ve altyapı yatırımlarına ilgi duyduğu biliniyor. Bu anlaşma, ABD'nin Arktik'te Çin ve Rusya'ya karşı pozisyonunu sağlamlaştırma çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Grönland anlaşması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de Arktik'teki güç dengelerinin değişmesi küresel jeopolitik yapıyı etkiliyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ittifak içi dayanışmayı ve ABD ile ilişkilerini yakından takip ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin kutup bölgelerine yönelik bilimsel ve ticari ilgisi artıyor; 2021'de Arktik Konseyi'ne gözlemci olma başvurusu yapılmıştı. Grönland'daki kaynak yarışı, Türkiye'nin kritik hammadde tedarik stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Bununla birlikte, anlaşmanın Danimarka'nın egemenlik haklarını koruması, küçük devletlerin büyük güçler karşısındaki pozisyonu açısından Türk dış politikasına örnek teşkil edebilir.