İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, ağır ruhsal hastalığı olan yetişkinler, 75 yaşından önce ciddi fiziksel hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetme açısından akranlarına kıyasla neredeyse beş kat daha yüksek risk taşıyor. Araştırmalar, bu bireylerin kanser gibi hastalıklar nedeniyle 15 ila 20 yıl daha erken öldüğünü ortaya koyuyor. Sağlık eşitsizliklerindeki bu çarpıcı fark, ruh sağlığı hizmetlerinin fiziksel sağlıkla bütünleştirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor.
Sağlık Eşitsizliklerinin Boyutu
NHS tarafından yayımlanan verilere göre, şizofreni, bipolar bozukluk ve ağır depresyon gibi ciddi ruhsal hastalıkları olan bireyler, genel nüfusa göre daha genç yaşta hayatını kaybediyor. Ölüm nedenleri arasında kalp-damar hastalıkları, diyabet, solunum yolu hastalıkları ve kanser öne çıkıyor. Araştırmacılar, bu erken ölümlerin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu vurguluyor. Ancak ruh sağlığı hastalarının fiziksel sağlık taramalarına erişimi sınırlı, sağlık hizmetlerine başvuruda ayrımcılık yaşanıyor ve yaşam tarzı risk faktörleri (sigara, hareketsizlik, kötü beslenme) daha yaygın.
İngiltere'de yapılan bir dizi çalışma, ağır ruhsal hastalığı olan kişilerin ortalama yaşam süresinin 15-20 yıl daha kısa olduğunu gösteriyor. Bu fark, sigara içme oranlarının yüksekliği, obezite, yan etkileri metabolik sorunlara yol açan antipsikotik ilaç kullanımı ve düzenli sağlık kontrolüne erişememe gibi faktörlerle açıklanıyor. NHS England, bu eşitsizliği kapatmak için 2016'dan bu yana çeşitli programlar başlattı; ancak ilerleme yavaş.
Uzmanlar, ruh sağlığı ve fiziksel sağlık hizmetlerinin ayrı yürütülmesinin bu sorunu derinleştirdiğini belirtiyor. Hastalar, ruh sağlığı ekiplerine ulaşırken fiziksel şikayetlerinin göz ardı edildiğini, genel pratisyenlere gittiklerinde ise ruhsal durumlarının yeterince dikkate alınmadığını ifade ediyor. Bu parçalı yapı, erken teşhis ve tedavi şansını azaltıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Benzer eşitsizlikler yalnızca İngiltere'ye özgü değil. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer uluslararası kuruluşlar, dünya genelinde ruh sağlığı hastalarının fiziksel sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılığa uğradığını, bunun da erken ölüm oranlarını artırdığını raporluyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde durum daha vahim; ruh sağlığı hizmetleri yetersiz, damgalama yaygın ve fiziksel sağlık altyapısı zayıf.
COVID-19 pandemisi, ruh sağlığı hastalarının kırılganlığını daha da artırdı. Pandemi sırasında rutin kontrollerin aksaması, tele-sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ve sosyal izolasyon, bu grupta hem ruhsal hem de fiziksel sağlık sorunlarını ağırlaştırdı. İngiltere'de yapılan bir araştırma, pandemi döneminde ağır ruhsal hastalığı olan kişilerin COVID-19'dan ölme riskinin genel nüfusa göre üç kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu durum, kriz anlarında ruh sağlığı hastalarının önceliklendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Uluslararası alanda, ruh sağlığı ve fiziksel sağlık entegrasyonu için çağrılar artıyor. Dünya Psikiyatri Birliği, ülkeleri ruh sağlığı hastalarının fiziksel sağlık taramalarını rutin hale getirmeye, sağlık çalışanlarına yönelik ayrımcılıkla mücadele eğitimleri düzenlemeye ve ruh sağlığı hizmetlerini birinci basamakla bütünleştirmeye davet ediyor. Ancak bu tür reformlar, siyasi irade ve kaynak gerektiriyor.
İngiltere özelinde, NHS'in 10 yıllık planı kapsamında ruh sağlığı hizmetlerine daha fazla fon ayrılması öngörülüyor. Ancak eleştirmenler, mevcut bütçe kesintileri ve personel sıkıntısı nedeniyle bu hedeflere ulaşmanın zor olduğunu belirtiyor. Sağlık vakfı King's Fund'un raporuna göre, ruh sağlığı hastalarının fiziksel sağlık kontrollerinden yararlanma oranı hâlâ düşük; örneğin, şizofreni hastalarının yalnızca üçte biri düzenli kardiyovasküler risk değerlendirmesinden geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de ruh sağlığı hastalarının fiziksel sağlık hizmetlerine erişiminde benzer sorunlar yaşanıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ağır ruhsal hastalığı olan bireylerin yaşam süresi genel nüfusa göre daha kısa; ancak kapsamlı istatistikler sınırlı. Türkiye'de ruh sağlığı hizmetleri ağırlıklı olarak hastanelerde sunuluyor ve birinci basamakla entegrasyon zayıf. Bu durum, fiziksel hastalıkların geç teşhis edilmesine yol açıyor. Ayrıca toplumsal damgalama, hastaların sağlık kuruluşlarına başvurusunu geciktiriyor. Türkiye'nin ruh sağlığı politikalarını güçlendirmesi, fiziksel sağlık taramalarını rutinleştirmesi ve ayrımcılığı azaltması, hem birey hem de toplum sağlığı için kritik önem taşıyor.