Singapur, dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri olmasına rağmen, borsası hiçbir zaman küresel ölçekte Hong Kong veya Şanghay ile rekabet edemedi. Şehir devleti, finansal portföyünde eksik kalan bu alanı doldurmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, Singapur Borsası'nın (SGX) derinlik ve likidite sorunlarının, bölgesel ve küresel rakiplerine kıyasla önemli bir dezavantaj oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı: SGX'in Tarihsel Zorlukları
Singapur Borsası, 1999 yılında Singapur Uluslararası Para Borsası (SIMEX) ile Singapur Menkul Kıymetler Borsası'nın (SES) birleşmesiyle kuruldu. O tarihten bu yana, bölgesel merkez olma hedefiyle hareket etse de, işlem hacimleri ve halka arzlar beklenenin çok altında kaldı. Örneğin, 2023 yılında SGX'teki toplam işlem hacmi, Hong Kong Borsası'nın (HKEX) sadece yaklaşık yirmide biri kadardı. Bu durum, hem yerli hem de uluslararası şirketlerin halka arz için daha likit pazarlara yönelmesine neden oluyor.
Singapur hükümeti, bu durumu değiştirmek için çeşitli önlemler aldı. Son olarak, hisse senedi piyasasını canlandırmak amacıyla bir sektör görev gücü oluşturuldu. Görev gücü, yeni listeleme modelleri, teşvikler ve piyasa yapıcılık düzenlemeleri üzerinde çalışıyor. Ayrıca, borsanın teknoloji start-uplarına ve sürdürülebilir finans alanında faaliyet gösteren şirketlere odaklanmasının, farklılaşma açısından bir fırsat yaratabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya'nın Borsa Yarışı
Küresel finans dünyasında, Asya'nın borsaları arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Hong Kong, teknoloji şirketleri ve uluslararası bağlantıları nedeniyle öne çıkarken, Şanghay ve Shenzhen, Çin'in devasa ekonomisinden besleniyor. Tokyo Borsası dahi, kurumsal yönetim reformlarıyla yeniden canlanmaya çalışıyor. Bu ortamda Singapur, cazip vergi avantajları ve güçlü yasal altyapısına rağmen, borsasının derinliği konusunda sıkıntı yaşıyor.
Son dönemde, jeopolitik gerilimler nedeniyle bazı şirketlerin alternatif listeleme bölgeleri araması Singapur'a bir avantaj sağlayabilir. Özellikle Çin merkezli bazı şirketler, ABD'deki listelerini kaydırmak için Singapur'u değerlendiriyor. Ancak, bu şirketlerin çoğu hâlâ Hong Kong'u veya diğer piyasaları tercih ediyor. Singapur'un bu potansiyeli gerçek bir borsa merkezine dönüştürebilmesi için, yalnızca altyapı yatırımları değil, aynı zamanda piyasa katılımcılarının ilgisini çekecek yenilikçi ürünler ve hizmetler geliştirmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur'un borsa hamlesi, Türkiye'nin finansal merkez olma hedefleri açısından dolaylı bir örnek oluşturuyor. Türkiye, İstanbul Finans Merkezi (İFM) projesiyle bölgesel bir finans merkezi olmayı amaçlıyor. Singapur'un karşılaştığı likidite ve derinlik sorunları, İFM’nin karşılaşabileceği zorluklara işaret ediyor. Türkiye, bu deneyimden ders çıkararak, borsasında reformlar yapabilir, yeni enstrümanlar geliştirebilir ve uluslararası şirketleri cezbedebilir. Ancak, ekonomik istikrar ve güven ortamı, finansal merkez haline gelmede kritik unsurlardır. Türkiye’nin Singapur'un aksine, jeopolitik risk algısı ve enflasyon gibi makroekonomik sorunları aşması gerekiyor.