Çin'in yerel yönetim borçlarını çözmek için kurduğu ve 'borç bombası imha timi' olarak bilinen özel amaçlı şirketler (SPV'ler), şimdi kendi mali sıkıntılarıyla boğuşuyor. Bu durum, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin finansal sistemi için yeni bir risk oluşturuyor. Pekin yönetimi, 2023 yılında yerel yönetimlerin artan borç yükünü hafifletmek amacıyla bu şirketlere büyük umut bağlamıştı, ancak gelinen noktada bu kuruluşların bazıları iflasın eşiğinde.
Gelişmenin Arka Planı
Çin'de yerel yönetimler, altyapı projelerini finanse etmek için yıllardır yoğun bir şekilde borçlanıyor. Bu borçların büyük bir kısmı, resmi olarak hükümet dışı kuruluşlar olan ama fiilen devlet garantisi taşıyan Yerel Yönetim Finansman Araçları (LGFV'ler) üzerinden yapılıyor. Pandemi sonrası ekonomik yavaşlama ve emlak sektöründeki kriz, bu şirketlerin gelirlerini ciddi şekilde azalttı. 2023'te hükümet, bu borç yükünü hafifletmek ve yerel yönetimlerin iflasını önlemek için kapsamlı bir paket açıkladı. Bu paketin bir parçası olarak, sorunlu LGFV'lerin varlıklarını devralacak ve borçlarını yeniden yapılandıracak 'borç bombası imha timleri' oluşturuldu. Ancak bu timlerin kendileri de devasa borçlarla yüklü olarak kuruldu.
Örneğin, geçtiğimiz aylarda bazı bölgesel kurtarma şirketlerinin tahvil ödemelerini zamanında yapamadığı bildirildi. Özellikle kuzeydoğu Çin'deki Liaoning eyaletinde kurulan bir kurtarma şirketi, 2024 yılında vadesi gelen tahvil ödemelerini ertelemek zorunda kaldı. Bu durum, piyasalarda bu şirketlerin de aslında 'batmaz' olmadığı endişesini artırdı. Uzmanlar, kurtarma şirketlerinin varlık kalitesinin düşük olduğunu ve çoğunun sorunlu gayrimenkul projeleri veya verimsiz altyapı yatırımlarıyla dolu olduğunu belirtiyor.
Bu gelişmeler, Çin hükümetinin borç krizini yönetme stratejisinin sorgulanmasına yol açtı. Hükümet, yerel yönetim borçlarının GSYİH'nin yaklaşık %70'ine ulaştığını kabul ediyor. Ancak bazı analistlere göre bu oran, LGFV'lerin gayri resmi borçları dahil edildiğinde çok daha yüksek. Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin'in toplam kamu borcunun GSYİH'nin %115'ine ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'deki borç sorunu sadece iç mesele değil; küresel finansal istikrar için de önemli bir risk. Çin'in büyük ticaret ortakları ve gelişmekte olan ülkelere yaptığı yatırımlar, olası bir çöküşün dalga etkisi yaratabileceğini gösteriyor. Özellikle 'Kuşak ve Yol Girişimi' kapsamında yapılan altyapı yatırımlarının finansmanında yerel yönetim borçlarının kullanılması, sorunun sınır ötesi boyutunu artırıyor.
Asya bölgesinde, Çin'in borç sorununun büyümesi, bölgesel tedarik zincirlerini ve yatırım akışlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in büyük bir ticaret ortağı olan Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler, bu durumdan doğrudan etkilenebilir. Öte yandan, Batılı ülkeler ve küresel piyasalar, Çin'in finansal sistemindeki bir şokun gelişmiş ekonomilere sıçrama riskini yakından izliyor. Bu nedenle, borç bombası imha timlerinin başarısız olması, yalnızca Çin ekonomisi için değil, tüm dünya için bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in borç krizi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel ekonomik istikrar açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Çin ile güçlü ticari ve finansal bağlara sahiptir; Çin'in yavaşlaması, Türkiye'nin ihracatını ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in 'Kuşak ve Yol Girişimi' kapsamında Orta Koridor ile entegrasyon çabaları, Çin'deki finansal istikrarsızlığın bu projelere yansıması ihtimalini gündeme getirmektedir. Türkiye'nin kendi cari açık ve dış borç yapısı göz önüne alındığında, küresel kredi koşullarının sıkılaşması ve risk iştahının azalması durumunda etkilenebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin makroekonomik kırılganlıklarını azaltmaya yönelik politikaları sürdürmesi önem taşımaktadır.