Küresel emtia piyasalarında tarım ürünleri fiyatları, art arda yaşanan jeopolitik çatışmalar ve aşırı hava olaylarının arz zincirlerinde yarattığı tahribatın etkisiyle, Mart 2025 itibarıyla son on iki yılın en büyük aylık artışını kaydetmeye hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, tahıl, yağlı tohumlar ve süt ürünlerini kapsayan gıda fiyat endeksi, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,2 artarak Ağustos 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yükselişte, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz tahıl koridoruna yönelik tehditleri ile Güney Amerika ve Avustralya'da etkili olan kuraklık ve aşırı sıcaklıklar belirleyici oldu. Uzmanlar, buğday ve mısır başta olmak üzere temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarının, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonunu yeniden alevlendirebileceği ve küresel gıda güvenliğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Arz Kesintileri ve Fiyat Artışlarının Arka Planı
Ukrayna'nın güneyindeki liman kentlerine yönelik saldırıların yeniden yoğunlaşması, Karadeniz Tahıl Girişimi anlaşmasının 2023 yılında sona ermesinin ardından ticaretin sürdürülmesi için alternatif koridorların güvenliğini tehdit ediyor. Ukrayna Tarım Bakanlığı verilerine göre, Mart başı itibarıyla ülkenin buğday ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azaldı; mısır ihracatı ise yüzde 15 geriledi. Rusya'nın kendi tahıl ihracatına yönelik gümrük tarifelerini artırması ve bazı ürünlerde geçici ihracat yasakları getirmesi, küresel piyasalarda arz endişelerini tırmandırdı. Rusya, dünya buğday ihracatının yaklaşık dörtte birini elinde bulunduran en büyük tedarikçi konumunda; bu nedenle Moskova'nın ihracat politikalarındaki her değişiklik, fiyatları doğrudan etkiliyor.
Öte yandan, iklim değişikliğinin etkileri tarımsal üretimi vurmaya devam ediyor. Arjantin'de ocak ayından bu yana süren kuraklık, soya fasulyesi ve mısır hasadına yönelik rekolte tahminlerinin aşağı çekilmesine neden oldu. ABD Tarım Bakanlığı, Arjantin'in mısır üretiminin bu sezon yüzde 15, soya üretiminin ise yüzde 10 düşebileceğini öngörüyor. Avustralya'da ise doğu kıyısındaki aşırı yağışlar, buğday ekim alanlarını olumsuz etkiledi; ülkenin buğday ihracatının bu yıl yüzde 8 azalması bekleniyor. Avrupa Birliği'nde de Fransa ve Almanya'daki don olayları, buğday tarlalarına zarar verirken, İspanya'da uzun süreli kuraklık zeytinyağı üretimini geçen yıla göre yüzde 30 düşürdü.
Küresel Piyasalara ve Gelişmekte Olan Ülkelere Etkisi
Artan fiyatlar, özellikle gıda ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Dünya Bankası verilerine göre, Mısır, Endonezya ve Bangladeş gibi ülkeler, tahıl ithalatında dünyanın önde gelen alıcıları arasında; bu ülkelerde gıda fiyatlarındaki artış, enflasyonu körükleyerek satın alma gücünü düşürüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yaptığı açıklamada, "Jeopolitik şoklar ve iklim krizi, küresel gıda sistemini benzeri görülmemiş bir baskı altına sokuyor. Ülkeler, ticaret kısıtlamalarına başvurmak yerine, sosyal koruma ağlarını güçlendirmeli ve kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına karşı dayanıklılık inşa etmelidir" dedi.
Öte yandan, bu durum gelişmiş ülkelerde de hükümetleri zor durumda bırakıyor. Avrupa Birliği, Ukrayna tahılının ithalatına yönelik kısıtlamaları kaldırmış olsa da, Polonya ve Macaristan gibi ülkeler yerel çiftçileri korumak için tek taraflı yasaklar getirdi. ABD'de ise, Federal Rezerv yetkilileri, gıda fiyatlarındaki artışın genel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ve faiz indirimlerini geciktirebileceğini dile getirdi. Küresel gıda enflasyonunun, merkez bankalarının para politikalarını şekillendirmesinde önemli bir faktör olmaya devam etmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel emtia fiyatlarındaki bu artış, Türkiye ekonomisi açısından bir dizi riski beraberinde getiriyor. Türkiye, buğday ve arpa gibi temel hububat ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal ediyor; özellikle Rusya ve Ukrayna'dan yapılan ithalat, maliyetlerin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, iç piyasada ekmek ve unlu mamuller başta olmak üzere gıda fiyatlarına yansıyabilir ve halihazırda enflasyonla mücadele eden TCMB'nin hedeflerini zorlaştırabilir. Öte yandan, Karadeniz'deki jeopolitik gerilimler, enerji fiyatları üzerinden de dolaylı bir etki yaratabilir. Türkiye, buğday ithalatının yanı sıra un ve makarna ihracatında da önemli bir oyuncu; bu nedenle uluslararası fiyatlardaki dalgalanmaların dış ticaret dengesine etkileri yakından takip edilmeli. Hükümetin, üreticiyi desteklemesi ve stratejik stoklarını güçlendirmesi, bu olası şoklara karşı direnci artırabilir.