Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi (NTU) dilbilim profesörü Luke Lu, Singapur’un kamu medyasında lehçe kullanımına getirdiği yasağın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Lu, “Bu, lehçelerin teşvik edilmesi ya da devlet eğitim sistemine dahil edilmesi çağrısı değil, artık özel izin gerektiren bir statüde tutulmamaları gerektiğini söylüyorum” ifadelerini kullandı. Singapur’da 1970’lerden bu yana uygulanan politikalar, Mandarin Çincesi dışındaki Çin lehçelerinin (Hokkien, Kantonca, Teochew gibi) radyo ve televizyon yayınlarında kullanılmasını kısıtlıyor.
Gelişmenin arka planı
Singapur hükümeti, 1979 yılında başlattığı “Konuş Mandarin” kampanyasıyla, etnik Çinliler arasında Mandarin kullanımını yaygınlaştırmayı ve lehçeleri azaltmayı hedefledi. Kampanya kapsamında kamu yayıncısı Mediacorp’un kanallarında lehçe programlarının yayını durduruldu ve eğitim dili olarak Mandarin teşvik edildi. Profesör Lu, bu politikanın başarılı olduğunu ancak günümüzde lehçelerin kültürel miras ve nesiller arası iletişim açısından önem kazandığını vurguluyor. Lu, yaşlı Singapurluların lehçe konuşmayı tercih ettiğini, gençlerin ise kültürel bağlarını güçlendirmek için lehçe öğrenmeye ilgi duyduğunu belirtiyor. Mediacorp, 2023’te haftada iki saatlik lehçe haber programına izin verdi ancak bu kapsam sınırlı kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Singapur’daki lehçe tartışması, Asya’da dil politikalarının kültürel çeşitlilikle nasıl dengeleneceğine dair önemli bir örnek oluşturuyor. Tayvan’da Mandarin teşviki tartışmaları, Hong Kong’da Kantonca’nın statüsü gibi benzer meseleler bölgesel bir bağlam sunuyor. Küresel ölçekte, UNESCO nesli tükenmekte olan dilleri koruma çağrısı yaparken, Singapur’un lehçe yasağı bu çabayla çelişiyor. Profesör Lu, medyada lehçelere daha fazla yer verilmesinin hem kültürel mirasın korunmasına hem de toplumsal uyuma katkı sağlayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur’daki lehçe politikalarının Türkiye ile doğrudan bir ilişkisi olmasa da, dil ve kimlik politikaları açısından dolaylı dersler içeriyor. Türkiye’de de geçmişte farklı lehçe ve ağızlara yönelik kısıtlamalar yaşanmış, ancak son yıllarda kültürel çeşitliliğe daha fazla vurgu yapılmaktadır. Bu gelişme, dil politikalarının kültürel miras ve ulusal birlik arasındaki hassas dengesini hatırlatıyor. Türkiye’nin özellikle Avrupa Birliği sürecinde azınlık dillerine yönelik tutumu, Singapur örneğinde olduğu gibi, medyada ve eğitimde daha kapsayıcı yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor.