Hindistan'ın askeri alanda kendi kendine yeterlilik hedefi doğrultusunda özel savunma şirketlerine daha fazla rol verme planı, sektörün teknolojik donanım eksikliğini gözler önüne seriyor. 2025-26 mali yılında özel sektörün savunma üretimindeki payı belirgin şekilde artarken, uzmanlar bu firmaların henüz ordu için en gelişmiş silahları üretecek ve ihraç edebilecek teknolojiye ve üretim kapasitesine sahip olmadığı konusunda uyarıyor. Hindistan Savunma Bakanlığı'nın verilerine göre, 2024-25'te 1,07 trilyon rupi (yaklaşık 12,8 milyar dolar) olan savunma üretiminin 2025-26'da 1,5 trilyon rupiye (yaklaşık 18 milyar dolar) ulaşması bekleniyor. Ancak bu büyümenin büyük kısmı, özel sektörün yedek parça ve alt sistem üretimindeki artışından kaynaklanıyor. Hindistan, dünyanın en büyük silah ithalatçıları arasında yer alırken, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki hükümet, yerli üretimi teşvik ederek ithalat bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.
Özel sektörün yükselişi ve teknoloji açığı
Hindistan hükümeti, 2020 yılında açıkladığı savunma reformları kapsamında, 2021'den itibaren 101 kalem silah ve mühimmatın ithalatını yasaklamış ve yerli üretimi teşvik etmek için özel sektöre daha fazla alan açmıştı. Bu adım, devlete ait savunma şirketlerinin tekelini kırarak özel firmaların sektöre girmesini sağladı. 2023 yılında Hindistan'ın en büyük özel savunma şirketlerinden Larsen & Toubro (L&T), Hindistan Ordusu'na K9 Vajra obüsleri tedarik ederken, Tata Group ve Mahindra Defence de çeşitli projelerde yer aldı. 2025-26 bütçesinde savunma araştırma ve geliştirmeye ayrılan kaynak yüzde 30 artırılarak 260 milyar rupiye (yaklaşık 3,1 milyar dolar) çıkarıldı.
Ancak analistler, özel şirketlerin Ar-Ge yatırımlarının yetersiz olduğunu ve kritik teknolojilerde hala dışa bağımlı olduğunu vurguluyor. Merkezi Yeni Delhi'de bulunan Savunma Araştırmaları ve Analizleri Enstitüsü'nden (IDSA) Uzman Dr. Rajesh Kumar, 'Özel sektör, üretim kapasitesini artırdı ancak füzeler, radar sistemleri ve elektronik harp teknolojileri gibi alanlarda temel teknolojilere sahip değil. Hindistan'ın savunma sanayisindeki teknoloji açığı, en az 10 yıl daha devam edecek' ifadelerini kullanıyor. Özel sektörün toplam savunma üretimindeki payı 2024'te yüzde 18 iken, 2026'da yüzde 25'e ulaşması bekleniyor; ancak bu üretimin büyük kısmı düşük teknolojili parçalardan oluşuyor.
Hindistan'ın ihracat hedefleri de teknoloji açığı nedeniyle sınırlı kalıyor. 2023-24'te 2,6 milyar dolar olan savunma ihracatının 2025-26'da 5 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, Tayland ve Vietnam gibi ülkelere yapılan satışlar daha çok bakım-onarım hizmetleri ve basit mühimmatlardan oluşuyor. Özel sektör temsilcileri ise hükümetin Ar-Ge teşviklerini yetersiz buluyor ve teknoloji transferi için yabancı ortaklıkların önünün açılmasını talep ediyor.
Bölgesel rekabet ve küresel savunma pazarındaki yeri
Hindistan'ın bu hamlesi, bölgesel rakipleri Çin ve Pakistan ile olan askeri dengeleri de etkiliyor. Çin, 2025 yılı itibarıyla savunma harcamalarını 240 milyar dolara çıkarırken, yerli silah üretiminde büyük ilerleme kaydetti. Pakistan ise Çin'den temin ettiği JF-17 savaş uçakları ve denizaltılarla gücünü artırıyor. Hindistan'ın özel sektör aracılığıyla yerli üretimi artırma çabası, uzun vadede bölgesel rekabette elini güçlendirebilir; ancak mevcut teknoloji açığı, kısa vadede Hindistan'ın Rusya, Fransa ve ABD'den silah ithalatına devam edeceğini gösteriyor.
Küresel savunma pazarında ise Hindistan, 2024-28 döneminde 100 milyar doları aşması beklenen savunma harcamalarıyla önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. Ancak analistler, özel sektörün teknoloji açığını kapatamaması halinde Hindistan'ın yüksek teknolojili silah üretiminde bağımsız olma hedefinin gecikeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın savunmada yerli üretim hedefi, Türkiye'nin son yıllarda izlediği milli savunma sanayii politikalarını akla getiriyor. Türkiye, İHA/SİHA, kara araçları ve deniz platformlarında özel sektörü aktif kullanarak önemli başarılar elde etti. Hindistan'ın özel sektör teknoloji açığı, Türkiye'nin özel şirketlerle (Baykar, ASELSAN gibi) yürüttüğü Ar-Ge odaklı modelin önemini vurguluyor. Türkiye, savunma ihracatında dünyada 11. sıraya yükselirken, Hindistan'ın mevcut sıkıntıları Ankara'nın izlediği stratejinin doğruluğunu teyit ediyor. Öte yandan, Hindistan'ın Rusya'ya olan bağımlılığı devam ettikçe, Türkiye ile Hindistan arasında savunma sanayii işbirliği potansiyeli sınırlı kalıyor.