Bir grup uluslararası hukuk uzmanı, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne sunduğu yazılı görüşte, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (ICESCR) silahlı çatışma durumlarında da uygulanabilir olduğunu vurguladı. Uzmanlar, uluslararası insancıl hukukun (IHL) lex specialis (özel hukuk) olarak kabul edilmesi yönündeki geniş yorumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Görüş, Just Security platformunda yayımlanan bir makalenin devamı niteliğinde.
ICESCR ve Silahlı Çatışma: Hukuki Çerçeve
Sözleşme, devletlerin bireylere ekonomik, sosyal ve kültürel hakları sağlama yükümlülüğünü düzenliyor. Ancak silahlı çatışma ortamlarında bu yükümlülüklerin askıya alınıp alınmayacağı uzun süredir tartışmalı. Uzmanlara göre, ICESCR çatışma durumlarında da geçerliliğini koruyor; devletlerin gıda, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılama sorumluluğu devam ediyor. Bazı hukukçular, IHL'nin daha spesifik kurallar içerdiği gerekçesiyle ICESCR'yi ikinci plana atma eğiliminde. Ancak söz konusu görüş, bu yaklaşımın hak ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'nin 2018'de yayımladığı 36 No’lu Genel Yorum'da, ICESCR'nin silahlı çatışmada uygulanabilir olduğu belirtilmişti. Yeni sunum, bu yorumun somut olaylarda nasıl yorumlanması gerektiğine dair pratik rehberlik sağlamayı hedefliyor. Uzmanlar, özellikle kuşatma altındaki bölgelere insani yardım gönderilmesi, sağlık hizmetlerine erişim ve eğitimin kesintisiz sürdürülmesi gibi konulara dikkat çekiyor.
Küresel Etki ve Uluslararası Hukukun Geleceği
Bu hukuki tartışmanın yalnızca akademik bir boyutu yok; Suriye, Yemen, Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde yaşanan insani krizlerle doğrudan bağlantılı. Uzmanlar, ICESCR'nin silahlı çatışmada devre dışı bırakılmasının, sivil halkın temel haklarının korunmasız kalmasına neden olabileceğini savunuyor. Öte yandan, bazı devletler, askeri operasyonlar sırasında ekonomik ve sosyal yükümlülüklerin sınırlandırılması gerektiğini ileri sürüyor. Bu görüş ayrılığı, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) nükleer silahların tehdidi veya kullanımına ilişkin 1996 tarihli danışma görüşü gibi emsal kararlara da yansımış durumda.
Sunum, BM komitesinin önümüzdeki toplantılarında bu konuda daha kapsamlı bir rehber yayımlaması için baskı oluşturuyor. Ayrıca, IHL'nin lex specialis olduğu yönündeki geniş yorumların, ICESCR'nin sağladığı korumayı zayıflattığı eleştirisi getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sınır ötesi operasyonları ve çatışma bölgelerine komşu konumuyla, ICESCR'nin silahlı çatışmada uygulanabilirliği tartışmasından doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Özellikle Suriye'nin kuzeyindeki insani yardım faaliyetleri, sağlık ve eğitim hizmetlerinin sürdürülmesi açısından bu hukuki çerçevenin netleşmesi kritik. Türk dış politikası, insani diplomasi ve uluslararası hukuka vurgu yaparken, ICESCR'nin bağlayıcılığı konusundaki bu gelişme, Türkiye'nin BM nezdindeki pozisyonunu güçlendirebilir. Öte yandan, terörle mücadele operasyonlarında ekonomik ve sosyal hakların kısıtlanabileceği argümanına karşı, Türkiye'nin dengeli bir tutum izlemesi gerekiyor.