İran ve ABD, hafta sonu karşılıklı saldırılarla tansiyonu yükseltirken, iki taraf da Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine açık olup olmadığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı. Körfez Araştırma Merkezi Başekonomisti ve Araştırma Direktörü John Sfakianakis, Horizons Middle East programında Abeer Abu Omar'a yaptığı değerlendirmede, Tahran'ın bu hamleleriyle ABD'nin bölgedeki kararlılığını sınadığını söyledi. Petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolundaki gerilim, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran Devrim Muhafızları, hafta sonu Hürmüz Boğazı'nda bir ABD destroyerine yakın manevra yaparak gerilimi tırmandırdı. ABD Donanması, İran teknelerinin 'provokatif ve tehlikeli' şekilde yaklaştığını duyururken, Tahran yönetimi ise sadece rutin devriye yaptıklarını savundu. Bu olay, İran'ın boğazı kapatma tehditlerinin ardından geldi ve bölgedeki gerginliğin en son örneği oldu.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden dünya pazarlarına petrol taşıyan tankerler için hayati önem taşıyor. Her gün yaklaşık 17 milyon varil petrol bu geçitten sevk ediliyor. Boğazın kontrolü, İran'ın elinde bulunan stratejik bir koz olarak görülüyor. Tahran, geçmişte de benzer tehditlerle uluslararası toplumun dikkatini çekmişti.
Uzmanlara göre İran, bu hamleleriyle ABD'nin bölgedeki askeri varlığının sürdürülebilirliğini ve siyasi iradesini test etmeyi amaçlıyor. Sfakianakis, 'İran, ABD'nin bu kadar kritik bir noktada ne kadar risk alabileceğini görmek istiyor' diyerek Tahran'ın hesaplı bir provokasyon politikası izlediğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Boğazdaki gerilim, Suudi Arabistan ve BAE gibi büyük petrol ihracatçıları için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Bu ülkeler, petrol sevkiyatlarının güvenliği konusunda ABD'nin garantilerine güveniyor. Ancak Washington'un bölgeye yönelik politikaları son dönemde değişkenlik gösteriyor; Afganistan'dan çekilme ve Çin'e odaklanma, Körfez ülkelerinde ABD'nin taahhütlerine dair soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi Asya'nın büyük petrol ithalatçıları, Hürmüz Boğazı'ndaki bir aksamanın kendi enerji güvenliklerini doğrudan etkileyeceğinin farkında. Pekin, Tahran'la yakın ilişkilerini korumaya çalışırken, Yeni Delhi de enerji arzını çeşitlendirme arayışında. Bu durum, küresel jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirebilecek potansiyele sahip.
Küresel petrol piyasaları, olası bir boğaz kapatmasına karşı hassas. 2019'da İran'ın bir tankere el koyması sonrası petrol fiyatları %5 yükselmişti. Analistler, bu kez benzer bir krizin fiyatları çok daha sert etkileyebileceğini, çünkü piyasaların arz sıkıntısına hazırlıksız yakalanabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ithal ettiği petrolün büyük bölümünü Irak ve Rusya'dan sağlasa da, Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz küresel enerji fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Ankara, İran'la sınır güvenliği, göç ve enerji işbirliği konularında çıkar dengesi kurmak zorunda. Doğu Akdeniz'de kendi enerji keşiflerini yapan Türkiye, boğaz krizinin bölgesel istikrarsızlığı artırmasından endişe duyuyor. Gelişmeler, Türk dış politikasının enerji güvenliği odaklı stratejisini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.