ABD hisse senedi piyasalarında teknoloji devlerinin uzun süredir devam eden hakimiyetine rağmen, Morgan Stanley stratejistleri bu çeyrekte teknoloji dışındaki şirketlerin de güçlü kâr rakamları açıklayacağını öngörüyor. Bu durum, piyasadaki rallinin daha geniş bir tabana yayılmasına ve yatırımcıların yalnızca büyük teknoloji hisselerine odaklanmasının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Gelişmenin Arka Planı
Morgan Stanley Baş ABD Hisse Senedi Stratejisti Mike Wilson liderliğindeki ekip, yayımladıkları raporda S&P 500 endeksinde yer alan ve teknoloji dışındaki sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin kâr büyümesinin bu çeyrekte beklentileri aşabileceğini belirtti. Wilson, özellikle sanayi, finans ve sağlık sektörlerindeki şirketlerin güçlü performans göstereceğini vurguladı. Bu görüş, teknoloji hisselerinin son iki yıldaki olağanüstü yükselişinin ardından piyasadaki rotasyonun hızlanabileceğine işaret ediyor.
2023 ve 2024 yıllarında yapay zeka ve dijital dönüşüm temalarıyla yükselen teknoloji devleri (Apple, Microsoft, Nvidia, Alphabet, Amazon, Meta gibi) S&P 500'deki ağırlıklarını artırarak endeks performansının ana itici gücü olmuştu. Ancak Morgan Stanley'e göre, bu şirketlerin kâr büyüme hızı yavaşlarken, diğer sektörlerdeki şirketlerin toparlanma sinyalleri veriyor olması dengeli bir büyüme ortamının habercisi.
Wilson'ın ekibi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne başlamış olmasının ve ekonomik aktivitenin yumuşak iniş yapma olasılığının, teknoloji dışı şirketlerin maliyet yapılarını iyileştirdiğine dikkat çekti. Özellikle borçlanma maliyetlerinin düşmesi, sermaye yoğun sektörlerdeki şirketlerin kâr marjlarını artırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu eğilim, yalnızca ABD piyasaları için değil, küresel hisse senedi piyasaları için de önemli sinyaller taşıyor. Teknoloji hisselerine olan aşırı yoğunlaşma, gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalarda portföy çeşitlendirmesini zorlaştırmıştı. Eğer ABD'deki teknoloji dışı şirketlerin kârları beklentileri aşarsa, bu durum Avrupa ve Asya borsalarında da benzer bir sektörel rotasyonu tetikleyebilir.
Öte yandan, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarının etkisi hâlâ belirsizliğini koruyor. ABD-Çin arasındaki teknoloji rekabeti, özellikle yarı iletken sektöründe tedarik zinciri sorunlarına yol açarken, bu durum teknoloji dışı şirketlerin maliyetlerini de etkileyebilir. Morgan Stanley raporu, bu risklere rağmen temel göstergelerin iyimser olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ekonomisi açısından bu gelişme, küresel likidite koşullarının iyileşmesi ve risk iştahının artması anlamına geliyor. ABD'de faiz indirimlerinin devam etmesi ve hisse senedi piyasalarındaki olumlu hava, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını hızlandırabilir. Türkiye gibi yüksek getiri arayan ülkeler, bu dönemde yabancı yatırımcıların ilgisini çekebilir. Ancak teknoloji dışı şirketlerin güçlenmesi, Türkiye'nin ihracat yapısındaki çeşitlilikle uyumlu; özellikle otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayindeki Türk şirketleri, ABD'deki bu rotasyondan olumlu etkilenebilir. Yine de, enflasyon ve döviz kuru riskleri nedeniyle Türkiye'nin bu olumlu havadan yeterince faydalanamaması da olası.