ABD'nin İran'a yönelik son askeri operasyonları, Körfez ülkelerini hedef alan bir misilleme dalgasını tetikledi. İran Devrim Muhafızları, resmi devlet medyasına göre Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt'teki stratejik noktalara yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan bu gerginlik, bölgesel güç dengelerini sarsarken, küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Çatışmaların odağında, dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kontrolü yer alıyor.
Gerilimin arka planı: Yıllardır süren düşmanlık
ABD ve İran arasındaki düşmanlık, 1979 İslam Devrimi'ne kadar uzanıyor. Son yıllarda ise iki ülke arasındaki gerilim, nükleer anlaşmanın ABD tarafından terk edilmesi, yaptırımların yeniden uygulanması ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasıyla zirveye çıktı. ABD'nin son operasyonu, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği desteğe ve Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik tacizlere misilleme olarak açıklandı. Pentagon'a göre, hedef alınan tesisler İran'ın insansız hava aracı üretim merkezleri ve deniz mayın döşeme kapasitesiydi.
İran'ın yanıtı ise hızlı ve bölgesel oldu. Devrim Muhafızları'nın Hava-Uzay Kuvvetleri, Bahreyn'deki ABD Donanması'nın Beşinci Filo karargahına, Ürdün'deki kraliyet hava üslerine ve Kuveyt'teki askeri tesislere balistik füzeler ve kamikaze dronlarla saldırı düzenledi. Saldırılarda can kaybı olup olmadığı henüz doğrulanmazken, bölge ülkeleri acil durum toplantılarına başladı. Bahreyn, saldırıyı 'küstah bir savaş eylemi' olarak nitelendirirken, Ürdün ve Kuveyt, meşru müdafaa hakkını saklı tuttuklarını duyurdu.
Hürmüz Boğazı'nda tansiyon: Küresel enerji arzı tehdit altında
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, boğazın kontrolünü elinde tutarak defalarca bu su yolunu kapatma tehdidinde bulunmuştu. Son çatışmalar, İran'ın bu tehdidini gerçekleştirebileceği endişesini artırdı. Petrol fiyatları, çatışmanın başlamasından saatler sonra varil başına 5 doların üzerinde yükseldi. Analistler, boğazın tamamen kapanması durumunda petrol fiyatlarının 150 doların üzerine çıkabileceğini ve küresel bir resesyonun tetiklenebileceğini belirtiyor.
Bölgesel güçler, savaşın yayılmasını önlemek için yoğun diplomasi yürütüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafsızlık çağrısı yaparken, Katar ve Umman arabuluculuk teklifinde bulundu. Çin ve Rusya ise taraflara itidal çağrısı yaparak, bölgedeki askeri varlıklarını artırdı. NATO, saldırıya uğrayan üç ülkeye hava savunma sistemleri sevk ederken, Avrupa Birliği acil bir zirve topladı. ABD Başkanı, 'orantılı ve hedefli' bir yanıt sözü verirken, İran ise 'topyekün bir savaşın eşiğinde olduklarını' ima etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerilim, Türkiye'yi enerji arz güvenliği ve dış politika açısından iki yönlü etkiliyor. Türkiye, petrol ve doğalgazının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan ithal ediyor. Boğazın kapanması veya fiyatların aşırı yükselmesi, enerji maliyetlerini artırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye hem ABD hem de İran ile diplomatik ilişkilerini sürdüren nadir ülkelerden biri. Bu krizde Ankara'nın arabuluculuk rolü üstlenmesi, hem bölgesel nüfuzunu artırabilir hem de enerji maliyetlerini dengeleyecek alternatif koridorların (örneğin TürkAkım) önemini vurgulayabilir. Ancak Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin yanında yer alması, İran ile olan ticari ilişkileri ve enerji anlaşmalarını riske atabilir.