Tarihin en geniş katılımlı ve en iddialı FIFA Dünya Kupası olarak lanse edilen 2026 turnuvası, henüz başlamadan önce taraftarları ikiye bölmüş durumda. Bir yanda heyecanla stadyumların yolunu tutan milyonlar, diğer yanda ise ABD'deki seyahat yasakları, ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) korkusu ve derin siyasi çalkantılar nedeniyle tribünlerden uzak kalmak zorunda hissedenler var. Turnuvanın ev sahibi ABD, Kanada ve Meksika, dünyanın dört bir yanından gelen futbolseverleri ağırlamaya hazırlanırken, birçok potansiyel ziyaretçi için vize süreçleri ve güvenlik endişeleri adeta bir kabusa dönüşmüş durumda.
Arka Plan: Vize Engelleri ve Siyasi Gerilimler
ABD'nin son yıllarda uygulamaya koyduğu seyahat yasakları, özellikle Müslüman çoğunluklu ülkelerden gelen taraftarları doğrudan etkiliyor. Trump yönetimi döneminde başlatılan ve Biden yönetimi tarafından kısmen gevşetilse de tamamen kaldırılmayan bu yasaklar, İran, Suriye, Yemen, Libya, Somali ve Venezuela gibi ülkelerden gelen vatandaşların ABD'ye girişini ciddi şekilde kısıtlıyor. Ayrıca, Brezilya, Arjantin, Nijerya ve Pakistan gibi ülkelerden gelen başvurularda vize reddi oranları %30-40 arasında seyrediyor. Bu durum, turnuvayı canlı izlemek isteyen milyonlarca taraftarın önünde aşılmaz bir duvar oluşturuyor.
Bununla birlikte, ICE'nin son dönemde artan operasyonları ve göçmenlere yönelik sert politikaları, özellikle Latin Amerika ve Afrika kökenli taraftarlar arasında ciddi bir korku yaratıyor. ABD'de yasal olarak bulunsalar bile, keyfi bir şekilde gözaltına alınma ve sınır dışı edilme endişesi, birçok kişinin seyahat planlarını iptal etmesine neden oluyor. Sosyal medyada #DontGoToTheUS ve #WorldCupForEveryone gibi etiketlerle kampanyalar yürütülürken, insan hakları örgütleri de ABD'yi ayrımcı vize politikaları nedeniyle eleştiriyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Futbolun Birleştirici Gücü Sınanıyor
FIFA, 2026 Dünya Kupası'nın 'birleştirici bir güç' olmasını hedeflediğini açıklasa da, jeopolitik gerilimler bu ideali gölgeliyor. Özellikle ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı, İran-ABD arasındaki nükleer müzakerelerin çıkmazı ve Meksika sınırındaki göç krizi, turnuvanın siyasi bir arena haline gelmesine yol açıyor. Ayrıca, FIFA'nın bazı ev sahibi ülkelerdeki insan hakları ihlallerine karşı duyarsız kalması, taraftarların tepkisini çekiyor. Kanada ve Meksika'da ise durum biraz daha farklı: Bu ülkeler daha esnek vize politikaları uygularken, ABD'nin aksine daha misafirperver bir imaj çiziyor.
Turnuvanın ekonomik boyutu da bir başka tartışma konusu. Bilet fiyatları, özellikle final maçları için binlerce dolara ulaşırken, ortalama bir taraftar için bu rakamlar ulaşılmaz hale geliyor. ABD'de konaklama ve ulaşım masraflarının da yüksek olması, turnuvanın yalnızca varlıklı kesimlere hitap eden bir etkinliğe dönüşmesine neden oluyor. Bu durum, futbolun demokratik ruhuyla çelişirken, birçok taraftar maçları evlerinde ya da yerel barlarda izlemeyi tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türk vatandaşları için ABD vize süreçleri zaten uzun ve karmaşık iken, Dünya Kupası nedeniyle başvuru sayısında beklenen artış, randevu sürelerini daha da uzatabilir. Ayrıca, ABD'de yaşayan Türk toplumu, özellikle son dönemde artan İslamofobi ve yabancı düşmanlığı nedeniyle endişeli. Türkiye'nin FIFA sıralamasındaki yeri ve takımın turnuvaya katılma ihtimali de göz önüne alındığında, vize politikaları doğrudan Türk taraftarları etkileyecek. Ekonomik açıdan ise, yüksek bilet fiyatları ve döviz kuru dalgalanmaları, Türkiye'den ABD'ye seyahati zorlaştırıyor. Bu gelişme, uluslararası spor organizasyonlarının siyasi ve ekonomik engellerle ne kadar iç içe geçtiğini gösterirken, Türkiye'nin bu tür etkinliklerde daha güçlü bir lobi faaliyeti yürütmesi gerektiğini ortaya koyuyor.