ABD Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer (New York), Başkan Donald Trump'ın İran ile imzaladığı barış anlaşmasını 'tam ve mutlak bir felaket' olarak nitelendirerek sert bir açıklama yayımladı. Schumer, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran ile düşmanlıkların sona erdirilmesi için imzaladığı mutabakat zaptına (MOU) ilişkin olarak Çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın ABD'nin çıkarlarına ciddi zarar vereceğini ve bölgede istikrarsızlığı artıracağını savundu. Demokrat lider, söz konusu anlaşmayı 'baştan savma ve tehlikeli' olarak tanımlarken, Trump yönetiminin müzakerelerde Kongre'yi devre dışı bıraktığını ve şeffaflıktan yoksun hareket ettiğini iddia etti.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, İran'la varılan mutabakatın 'tarihi bir adım' olduğunu ve bölgede barışı tesis edeceğini duyurmuştu. Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer faaliyetlerine kısıtlama getirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüseferin sağlanması öngörülüyor. Ancak Schumer, anlaşmanın ayrıntılarının kamuoyuyla paylaşılmadığını ve Tahran'a verilen tavizlerin ABD'nin ulusal güvenliğini riske attığını ifade etti. Senatör, 'Bu anlaşma, İran'ın nükleer silah elde etmesine engel olamayacak, aksine onlara zaman kazandıracaktır' diyerek endişelerini dile getirdi.
Schumer'in açıklamaları, Washington'da İran politikası konusunda yaşanan derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhuriyetçiler anlaşmayı savunurken, Demokratlar başta olmak üzere birçok siyasi figür, anlaşmanın İran'a karşı duruşu zayıflattığını savunuyor. Uzmanlar, mutabakatın Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Anlaşmanın boğazın yeniden açılmasını öngörmesi, petrol fiyatlarında düşüş beklentilerini beraberinde getirdi. Ancak Schumer, 'Trump bu anlaşmayla İran'a bölgede daha fazla nüfuz kazandırmıştır' diyerek, anlaşmanın Suudi Arabistan ve İsrail gibi ABD müttefikleri üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını ileri sürdü.
Anlaşmaya yönelik tepkiler yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmadı. İsrail, anlaşmayı 'korkunç bir hata' olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan resmi bir açıklama yapmaktan kaçındı. İran ise anlaşmayı diplomatik bir zafer olarak sundu ve bölgede yeni bir dönemin başladığını duyurdu. Öte yandan, Avrupa Birliği temkinli bir iyimserlikle anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, Rusya ve Çin'in İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesinden fayda sağlayacağı değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu'dan karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Anlaşma, bölgede gerilimi azaltma potansiyeli taşırken, İran'ın ekonomik olarak rahatlaması Türkiye ile ticaretini artırabilir. Ancak anlaşmanın ABD-İsrail hattında yarattığı rahatsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarında yeni sınamalara yol açabilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın güvence altına alınması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilecek olsa da, Tahran'ın bölgesel nüfuzunun artması Ankara'nın uzun vadeli stratejik hesaplarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.