12 yaşındaki Mariya’nın Mart 2022’de okulda çizdiği savaş karşıtı resim, ailesini Rusya’dan sürgüne götüren bir zincirin ilk halkası oldu. Babası Aleksey, kızının resmi yüzünden işinden oldu, aile gözetim altına alındı ve sonunda ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu olay, Ukrayna savaşına karşı çıkan sıradan Rus vatandaşlarının maruz kaldığı baskının çarpıcı bir örneği.
Çizimle başlayan kâbus
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından, Şubat 2022’de Mariya okulda bir resim yaptı. Resimde, “Savaş istemiyorum” yazısı ve barış sembolleri vardı. Öğretmenleri ve bazı öğrenci velileri tarafından hemen güvenlik birimlerine ihbar edilen aile, kısa sürede Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) hedefi haline geldi. Aleksey, işten çıkarıldı; aile sürekli sorgulandı ve tehdit edildi. 2023 başında, Mariya’nın annesi Oksana da işini kaybetti. Aile, Rusya’da kalmalarının güvenli olmadığına karar vererek Gürcistan’a kaçtı.
BBC’nin haberine göre, benzer durumdaki onlarca aile var. Rusya’da savaş karşıtı ifadeler, “orduyu itibarsızlaştırma” suçu kapsamında ağır para cezaları ve hapis cezalarıyla cezalandırılıyor. Çocukların bile ihbar edildiği bu ortamda, toplumsal muhalefet neredeyse tamamen bastırılmış durumda.
Sadece bir aile değil, binlerce mağdur
Mariya’nın ailesinin hikâyesi, Rusya’da savaş karşıtı duruşun bedelini ödeyenlerden sadece biri. İnsan hakları örgütleri, savaşın başlamasından bu yana 20 binden fazla kişinin “askeri sansür” yasaları kapsamında cezalandırıldığını belirtiyor. Pek çok aile ülkeyi terk etmek zorunda kalırken, kalanlar ise sürekli bir korku içinde yaşıyor. Bu durum, Rus toplumunda itaatin ve sessizliğin nasıl bir norm haline geldiğini gösteriyor.
Avrupa Birliği ve ABD, Rusya’daki ifade özgürlüğü ihlallerini kınarken, uluslararası hukuk kuruluşları da bu tür baskıları belgeliyor. Ancak Kremlin, bu suçlamaları “Batı’nın Rusya’yı karalama kampanyası” olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya’daki bu tür insan hakları ihlalleri, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel dengeleri etkiliyor. Türkiye, Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü üstlenirken, Rusya’dan kaçan muhaliflerin bir kısmı Türkiye’yi geçiş veya sığınma ülkesi olarak kullanıyor. Ancak Ankara’nın Moskova ile askıya alınmış bir ekonomik ve diplomatik ilişkisi bulunuyor; bu nedenle Rus muhaliflere karşı temkinli bir yaklaşım izleniyor. Türkiye’den sığınma talep eden bazı Rus vatandaşları, uzun süreli ikamet izni alamadıkları için AB ülkelerine yöneliyor. Bu durum, Türkiye’yi Rus muhalifler için bir köprü ülke konumuna getiriyor, ancak kalıcı çözümler üretmekte zorluk yaşanıyor.