Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, Filistin yanlısı grupların tepkisine neden olan 'Büyük İsrail Emlak Fuarı' (Great Israeli Real Estate Event) hakkında Metropolitan Polisi'yle (Met) temasa geçtiğini duyurdu. Khan, etkinliğin İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim birimlerini tanıtabileceği endişesiyle polisi bilgilendirdiğini belirtti. Fuarın, Londra'da İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerini tanıtmak amacıyla düzenlendiği iddia ediliyor. Khan, polisin gerekli incelemeyi yapacağını ve yasalara aykırı herhangi bir faaliyet olması durumunda müdahale edileceğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
Londra'da düzenlenmesi planlanan 'Büyük İsrail Emlak Fuarı', Birleşik Krallık'taki İsrail yanlısı lobiler tarafından organize ediliyor. Etkinlik, İsrail'de emlak yatırımı yapmak isteyen potansiyel alıcıları hedefliyor. Ancak, fuarın işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan yasadışı Yahudi yerleşimlerinde de konut satışı tanıtımı yapacağı iddia ediliyor. Uluslararası hukuka göre, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklarda kurduğu yerleşimler yasa dışı kabul ediliyor. Birleşik Krallık hükümeti ve Avrupa Birliği de bu yerleşimleri tanımıyor. Filistin dayanışma grupları, fuarın bu yerleşimleri meşrulaştırdığını ve İsrail'in işgal politikasına dolaylı destek sağladığını savunuyor.
Sadiq Khan, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Londra'nın herkes için kapsayıcı bir şehir olması gerektiğine inanıyorum. Ancak, uluslararası hukuku ihlal eden faaliyetlerin Londra'da tanıtılmasına izin verilmemeli. Bu nedenle Met Polisi'ni bilgilendirdim ve gerekli adımları atmalarını istedim" ifadelerini kullandı. Khan'ın bu çıkışı, özellikle İsrail yanlısı çevrelerden tepki çekti. Bazı İngiliz Yahudi örgütleri, Khan'ın İsrail karşıtı bir gündem izlediğini öne sürdü. Ancak Khan, kararının yalnızca hukuki gerekçelere dayandığını vurguladı.
Met Polisi ise konuyla ilgili olarak, "Herhangi bir etkinliğin yasallığı konusunda değerlendirme yapmak için ilgili taraflarla görüşüyoruz. Yasalara aykırı bir durum tespit edilirse gerekli işlem yapılacaktır" açıklamasında bulundu. Polis, etkinliğin düzenlenmesine izin verilip verilmeyeceği konusunda henüz nihai kararını vermedi. Fuarın ertelenmesi veya iptal edilmesi ihtimali, Filistin yanlısı gruplar tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail destekçileri bunu ifade özgürlüğüne müdahale olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının Birleşik Krallık gibi ülkelerde nasıl yankı bulduğunun önemli bir örneği. İsrail, işgal altındaki topraklarda yerleşim faaliyetlerini sürdürürken, uluslararası toplumun büyük bir kısmı bu yerleşimleri kınıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2016 yılında kabul ettiği 2334 sayılı kararla İsrail yerleşimlerini yasa dışı ilan etmişti. Ancak İsrail, bu kararı tanımıyor ve yerleşim politikasına devam ediyor. Londra'da düzenlenmesi planlanan fuar, bu bağlamda sembolik bir öneme sahip. Filistin Yönetimi ve sivil toplum örgütleri, bu tür etkinliklerin uluslararası hukuka aykırılığın meşrulaştırılmasına hizmet ettiğini belirtiyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti ve destekçileri, bu tür müdahalelerin antisemitizmle eşdeğer olduğunu iddia ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce de benzer protestoları "Yahudi karşıtı" olarak nitelendirmişti. Bu durum, İsrail'e yönelik eleştirilerin İsrail karşıtlığı mı yoksa meşru bir hukuki itiraz mı olduğu tartışmasını yeniden alevlendiriyor. Birleşik Krallık'ta İsrail yanlısı lobiler, Khan'ın kararını siyasi bir hamle olarak görürken, Filistin yanlısı gruplar bunu İsrail'in yasa dışı faaliyetlerine karşı önemli bir adım olarak değerlendiriyor.
Büyük İsrail Emlak Fuarı'nın akıbeti, yalnızca Londra'daki İsrail yanlısı toplulukları değil, aynı zamanda Birleşik Krallık ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkileri de etkileyebilir. İngiltere'nin İsrail'e yönelik politikası, son yıllarda özellikle yerleşim politikaları konusunda daha eleştirel bir hal almıştı. Bu olay, ikili ilişkilerde yeni bir gerilim yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim politikasını tanımamakta ve Filistin davasına destek vermektedir. Londra'daki bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu uluslararası hukukun üstünlüğü ve Filistin topraklarının işgalinin meşrulaştırılmaması gerektiği tezini güçlendirmektedir. Türk diplomatik çevreleri, benzer etkinliklerin başka Avrupa başkentlerinde de düzenlenmesinin engellenmesi için girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, bu olay Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerinde bir sınav daha yaratabilir; zira Ankara, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini kınarken bir yandan da enerji ve ticaret gibi alanlarda iş birliği arayışındadır. Sonuç olarak, Khan'ın müdahalesi Türkiye'nin Filistin politikasına dolaylı bir destek olarak yorumlanabilir.