ABD'de 2026 ara seçimlerine doğru gidilirken, Cumhuriyetçi Parti son 24 saat içinde gelen bir dizi anket sonucuyla sarsıldı. Demokratların, Kongre'nin her iki kanadında da kontrolü ele geçirme şansını artıran bu anketler, seçim yarışının gidişatını değiştirecek nitelikte. Pew Research ve Gallup gibi saygın kuruluşların yayımladığı verilere göre, Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin 10 sandalye kaybedeceği, Senato'da ise 50-50 dağılımın Demokratlar lehine bozulabileceği öngörülüyor.
Anketlerdeki Değişimin Ardındaki Faktörler
Son anketlerdeki bu çarpıcı değişimin birkaç temel nedeni bulunuyor. Bunların başında, Başkan Biden'ın ekonomi politikalarına yönelik artan güven geliyor. Enflasyonun yavaşlama sinyalleri vermesi ve istihdam verilerinin beklenenden iyi gelmesi, seçmenin ekonomik iyimserliğini artırdı. Ayrıca, Cumhuriyetçilerin kürtaj hakkı konusunda aldığı katı tutum, özellikle kadın seçmenler arasında tepki çekiyor. Florida ve Ohio gibi kritik eyaletlerde yapılan anketler, Demokrat adayların Cumhuriyetçi rakiplerine 5-7 puan fark attığını gösteriyor.
Bir diğer önemli faktör ise eski Başkan Donald Trump'ın yargı süreçleri. Trump'a yönelik dört ayrı dava, Cumhuriyetçi tabanı birleştirirken, bağımsız seçmenleri uzaklaştırıyor. Anketlere göre, bağımsız seçmenlerin yüzde 45'i Cumhuriyetçi adaylara olumsuz oy vereceğini belirtiyor. Bu durum, özellikle banliyö bölgelerinde Cumhuriyetçi adayların oy kaybetmesine yol açıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyutlar
ABD ara seçimlerinin sonuçları, sadece iç politikayı değil, küresel dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Demokratların Kongre'de güç kazanması, Ukrayna'ya askeri yardımın devamı, Çin'e karşı daha dengeli bir ticaret politikası ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha aktif bir rol anlamına gelebilir. Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, Demokratların olası zaferini memnuniyetle karşılarken, Rusya ve Çin, daha sert bir ABD politikasıyla karşılaşabilecekleri endişesi taşıyor. Özellikle Ukrayna savaşı bağlamında, Demokrat bir Kongre'nin Biden yönetimine sağlayacağı destek, Kiev'e yapılan yardımların sürdürülebilirliği açısından kritik önemde.
Orta Doğu'da ise Demokratların zaferi, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve İsrail-Filistin çatışmasında daha dengeli bir duruş anlamına gelebilir. Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri, Demokrat yönetimle ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir. Asya-Pasifik bölgesinde ise Tayvan'a verilen desteğin artması ve Çin'e karşı teknoloji yaptırımlarının devam etmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Demokratların Kongre'de güç kazanması, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması veya hafifletilmesi için yeni bir pencere açabilir. Ancak, YPG/PKK konusundaki hassasiyetler ve Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları, iki ülke arasında yeni gerilimlere yol açabilir. Demokrat Parti'nin insan hakları ve demokrasi vurgusu, Türkiye'nin iç siyasetine yönelik eleştirilerin artmasına neden olabilir. Öte yandan, Biden yönetiminin Ukrayna politikasında Kongre desteğini alması, NATO'nun uyumunu güçlendirirken, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarının korunması için Ankara'nın daha proaktif bir diplomasi yürütmesini gerektirebilir. Sonuç olarak, seçim sonuçları Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır.