ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik büyük çaplı askeri operasyonları yeniden başlatmayı değerlendirdiğini açıkladı. Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, İran'ın bölgedeki istikrarı bozmaya devam ettiğini belirterek, "Seçenekleri masaya yatırıyoruz. Büyük çaplı operasyonlar dahil her şey masada" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanma sinyali olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu açıklaması, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik uluslararası baskıların arttığı bir dönemde geldi. ABD yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını hızlandırdığı ve Yemen'deki Husilere askeri destek sağladığı gerekçesiyle Tahran'a yeni yaptırımlar uygulamıştı. Trump, daha önce de İran'a karşı "maksimum baskı" politikasını benimsemiş, ancak doğrudan askeri müdahaleden kaçınmıştı.
Beyaz Saray'daki kaynaklara göre, Trump yönetimi İran'a yönelik hava saldırıları veya özel kuvvet operasyonları gibi farklı senaryoları değerlendiriyor. Savunma Bakanlığı yetkilileri, olası bir operasyonun kapsamının İran'ın nükleer tesislerinden askeri altyapısına kadar geniş olabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu sözleri, Orta Doğu'da tansiyonu yeniden yükseltti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, "ABD'nin tehditleri yeni değil. İran, topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık verme hakkını saklı tutar" dedi. Bölge ülkeleri, olası bir ABD-İran çatışmasının tüm Orta Doğu'yu etkileyeceği endişesini taşıyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu çıkışını 2024 başkanlık seçimleri öncesi iç politikaya yönelik bir hamle olarak da değerlendiriyor. Eski bir istihbarat yetkilisi, "Trump, İran'a karşı sert duruşuyla seçmen tabanını konsolide etmeye çalışıyor" yorumunu yaptı. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, diyalog çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran'a yönelik operasyon sinyali, Türkiye için ciddi güvenlik ve ekonomik riskler barındırıyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir istikrarsızlık yaratabilir ve İran'dan gelecek göç dalgasını tetikleyebilir. Ekonomik olarak, İran ile ticaret hacmi ve enerji ithalatı olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, ABD-İran geriliminin Filistin ve Yemen krizlerine yansıması, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da zora sokabilir. Ankara'nın şimdilik temkinli bir duruş sergilemesi ve diplomasiyi öncelemesi bekleniyor.