ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile geçen hafta varılan nükleer çerçeve anlaşmasının ardından Körfez ülkelerine yönelik üç günlük diplomatik bir tur başlattı. Tur, anlaşmanın bölgesel müttefikler nezdinde meşrulaştırılması ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi kilit ülkelerin güvenlik endişelerinin giderilmesi amacını taşıyor. Rubio, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yaptığı açıklamada, 'İran ile varılacak herhangi bir anlaşma, Körfez'deki müttefiklerimizin güvenliğini garanti altına alacaktır' ifadelerini kullandı. Bu ziyaret, Washington ile Tahran arasında uzun süredir devam eden nükleer müzakerelerin son aşamasına gelindiği bir dönemde gerçekleşiyor.
Anlaşmanın arka planı
ABD ile İran arasında geçen hafta imzalanan çerçeve anlaşması, İran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. Anlaşma, taraflar arasında aylardır süren dolaylı müzakerelerin ardından geldi. Rubio'nun Körfez turu, anlaşmanın bölgesel meşruiyetini pekiştirmek ve özellikle İran'ı tehdit olarak gören Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin endişelerini gidermek için kritik önem taşıyor. Rubio, Riyad'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bir araya gelerek anlaşmanın detaylarını ve İran'ın bölgesel faaliyetlerine yönelik taahhütlerini ele aldı.
Anlaşma kapsamında İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3,67 ile sınırlandırmayı, Arak ağır su reaktörünü dönüştürmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) daha kapsamlı denetim yetkisi vermeyi kabul etti. Buna karşılık ABD, petrol ihracatı ve bankacılık sektörüne yönelik yaptırımları aşamalı olarak kaldıracak. Rubio, turu sırasında ayrıca Katar ve Bahreyn'i de ziyaret ederek, anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisine entegrasyonunu görüştü.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio'nun diplomatik misyonu, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengelerini de yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İran'la anlaşma, bölgede İran'ın Şii milisler aracılığıyla yürüttüğü nüfuz politikalarını sınırlayabilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, anlaşmanın İran'ın balistik füze programını ve bölgesel istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini denetlemediği yönünde eleştirilerini sürdürüyor. Rubio, bu endişeleri gidermek için ABD'nin İran'ın saldırgan politikalarına karşı Körfez'e güvenlik garantileri sunacağını belirtti.
Anlaşma aynı zamanda küresel petrol piyasalarında da hareketliliğe yol açtı. İran'ın petrol ihracatının yeniden tam kapasiteye ulaşması beklenirken, Brent petrol fiyatları geçen hafta %3 oranında geriledi. Öte yandan, İsrail anlaşmaya sert tepki gösterdi. Başbakan Binyamin Netanyahu, 'İran'ın nükleer silah elde etmesine izin verecek bu anlaşma, bölgesel güvenlik için bir felakettir' diyerek Washington'u eleştirdi. Rubio, İsrail'in güvenlik kaygılarının anlaşma metninde dikkate alındığını savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran nükleer anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından doğrudan sonuçlar doğuracaktır. Anlaşma ile İran'ın doğalgaz ve petrol ihracatının artması, Türkiye'nin enerji ithalatında fiyat avantajı sağlayabilir. Ancak anlaşma sonrası bölgesel dengelerin değişmesi, İran'ın Suriye, Irak ve Yemen'deki nüfuzunu artırabilir; bu da Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı olumsuz etkileyebilir. Ankara, anlaşmayı prensipte desteklemekle birlikte, İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşı uluslararası toplumun taahhütlerini yakından takip ediyor. Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi açısından, İran doğalgazının Avrupa'ya taşınması konusu yeniden gündeme gelebilir.