ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere uygulamayı planladığı 'denizcilik hizmet ücretleri'nin, benzer uygulamaların diğer stratejik su yollarına da sıçramasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Rubio, bu adımın uluslararası deniz ticareti için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve önlem alınmazsa emsal teşkil edebileceğini vurguladı. İran yönetimi ise uygulamanın 'hizmet bedeli' olduğunu ve geçiş ücreti olarak adlandırılmasının yanlış olduğunu savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerden 'denizcilik hizmet ücreti' adı altında bir bedel talep etmeyi planladığını duyurmuştu. Tahran yönetimi, bu ücretin güvenlik, seyrüsefer yardımı ve çevre koruma gibi hizmetler karşılığında alınacağını öne sürüyor. İranlı yetkililer, daha önce de boğazın kendilerine ait karasularından geçen gemilere benzer taleplerde bulunmuş ancak uluslararası toplumun tepkisiyle karşılaşmıştı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir nokta olarak biliniyor. Geçiş ücreti uygulaması, uluslararası deniz hukukuna göre tartışmalı bir konu ve serbest geçiş hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle birçok ülke ve kuruluş tarafından reddediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rubio'nun uyarısı, bu tür bir uygulamanın sadece Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayacağı, Süveyş Kanalı, Malakka Boğazı ve Panama Kanalı gibi diğer stratejik su yollarında da benzer taleplerin ortaya çıkabileceği endişesine dayanıyor. Uzmanlar, İran'ın bu girişiminin uluslararası deniz ticaretinde bir domino etkisi yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle enerji taşımacılığında kritik öneme sahip olan boğazlar, jeopolitik gerilimlerin odağında yer alıyor. ABD ve müttefikleri, İran'ın bu hamlesine karşı diplomatik ve ekonomik yaptırımlar dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendiriyor. Konu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde de ele alınıyor. Sözleşme, boğazlardan geçişte 'transit geçiş' hakkını tanıyor ve kıyı devletlerine bu geçişi engelleme ya da ücret talep etme yetkisi vermiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, boğazlar ve deniz ticareti konusunda hassas bir konuma sahip. İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Montrö Sözleşmesi ile yönetiliyor ve uluslararası deniz hukuku açısından özel bir statüye sahip. Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'nin de enerji ve ticaret yolları üzerindeki egemenlik haklarını etkileyebilecek bir emsal oluşturabilir. Türkiye, uluslararası deniz hukukuna ve serbest geçiş ilkesine bağlılığını sürdürürken, bu tür tek taraflı uygulamaların küresel ticarete ve bölgesel istikrara zarar vereceğini düşünmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir geçiş noktası olan Türk Boğazları'nda benzer taleplerin gündeme gelmesi ihtimali, Ankara'yı tedbirli olmaya yöneltmektedir. Bu nedenle, İran'ın adımı Türk dış politikası açısından yakından izlenmekte ve uluslararası platformlarda serbest deniz ticareti ilkesinin savunulmasına katkı sağlanmaktadır.