ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan Devlet Başkanı Joseph Aoun ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Hizbullah'a ait olduğu belirtilen ve Lübnan makamlarınca el konulan patlayıcılar hakkında bilgi aldı. Görüşmeye ilişkin açıklama, Orta Doğu'ya ilişkin haberler yapan Middle East Eye tarafından duyuruldu. Edinilen bilgiye göre, görüşmede ayrıca Hizbullah'ın silah stoklarının kontrol altına alınması ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesi konuları ele alındı.
Görüşmenin Arka Planı ve Hizbullah'ın Silahsızlandırılması
Lübnan, uzun süredir Hizbullah'ın askeri kapasitesi ve bağımsız silahlı yapısı nedeniyle uluslararası baskı altında. Özellikle 2023 sonrası İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar ve ateşkes süreci, Hizbullah'ın silahsızlandırılması meselesini yeniden gündemin merkezine taşıdı. ABD yönetimi, Lübnan hükümetine Hizbullah'ın silahlarının devlet kontrolüne geçmesi yönünde çağrılarını sürdürüyor. Bu kapsamda Rubio'nun Aoun ile yaptığı görüşme, Washington'ın konuya verdiği önemi gösteriyor.
Lübnan Devlet Başkanı Joseph Aoun, göreve geldiğinden bu yana orduyu güçlendirme ve silahlı unsurların devlet otoritesi altına alınması yönünde mesajlar veriyor. Ancak Hizbullah'ın siyasi ve askeri alandaki ağırlığı, bu hedefin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. El konulan patlayıcılar, Hizbullah'ın hâlâ ciddi bir askeri altyapıya sahip olduğunu gösteriyor. Görüşmede ele alınan bir diğer konu ise bu tür patlayıcıların imha edilmesi veya güvenli bir şekilde depolanması sürecinde ABD'nin sağlayabileceği teknik destek olduğu tahmin ediliyor.
Middle East Eye'ın aktardığına göre, ABD'li yetkililer son dönemde Lübnan'a yönelik askeri ve mali yardımları, Lübnan ordusunun Hizbullah karşısında etkin bir denge unsuru haline gelmesi koşuluna bağlamış durumda. Rubio'nun görüşmesi, bu yardımların koordinasyonu açısından da kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hizbullah'ın silahları konusu, sadece Lübnan'ın iç meselesi değil; İsrail, İran ve ABD arasındaki bölgesel dengeleri doğrudan etkiliyor. İsrail, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını kendi güvenliği için hayati görüyor ve bu konuda ABD'ye baskı yapıyor. İran ise Hizbullah'ı bölgedeki etkinlik ağının önemli bir parçası olarak görüyor ve silahsızlandırma girişimlerine karşı çıkıyor. Lübnan hükümeti ise bir yandan uluslararası toplumun beklentilerini karşılamaya çalışırken diğer yandan ülke içindeki siyasi istikrarı koruma çabasında.
Rubio'nun görüşmesi, ABD'nin Orta Doğu'da azalan etkisini yeniden tesis etme ve İran'ın vekil güçlerini sınırlama stratejisinin bir parçası olarak okunabilir. Ayrıca, Gazze'deki savaşın ardından bölgede kalıcı bir ateşkes ve yeniden yapılanma süreci tartışılırken, Lübnan'daki Hizbullah faktörü bu denklemin önemli bir ayağını oluşturuyor. ABD'nin Lübnan ordusuna verdiği destek, aynı zamanda İran'ın nüfuzunu dengeleme amacı taşıyor.
Öte yandan, el konulan patlayıcıların niteliği ve miktarı henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak bu tür operasyonlar, Lübnan güvenlik güçlerinin Hizbullah'a karşı daha cesur adımlar atmaya başladığı şeklinde yorumlanıyor. Yine de Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki ağırlığı göz önüne alındığında, silahsızlandırma sürecinin kolay olmayacağı açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarı ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması sürecini yakından takip ediyor. Ankara, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlamakla birlikte, Lübnan'ın iç işlerine müdahale edilmemesi ve siyasi çözümün desteklenmesi gerektiğini savunuyor. ABD'nin Lübnan ordusunu güçlendirme çabaları, Türkiye'nin bölgedeki dengeler açısından önemli gördüğü bir konu. Türkiye, aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisinin sınırlanmasından memnuniyet duyabilir; zira İran'ın vekil güçleri üzerinden yürüttüğü politika, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla çatışabiliyor. Ancak Lübnan'da Hizbullah'a karşı atılacak adımların ülkeyi yeni bir iç çatışmaya sürüklemesi riski, Türkiye'nin dikkatle izlediği bir husus. Ayrıca, Lübnan'ın ekonomik krizi ve yeniden yapılanma süreci, Türk iş dünyası için de fırsatlar barındırıyor.