Ruanda Dışişleri Bakanı Olivier Nduhungirehe, FRANCE 24'e verdiği röportajda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DR Kongo) ile aralarındaki çatışmada Washington yönetiminin arabuluculuğunun 'giderek taraflı hale geldiğini' söyleyerek hayal kırıklığını dile getirdi. Bakan, ABD'nin yalnızca Kigali'ye yaptırım uyguladığını, buna karşın Kinşasa'nın 2025 Washington Anlaşması'nın gereklerini yerine getirmediğini öne sürdü.
Gelişmenin Arka Planı: Washington Anlaşması ve Kırılgan Süreç
2025 yılında ABD arabuluculuğunda imzalanan Washington Anlaşması, Ruanda ve DR Kongo arasındaki sınır güvenliği ve doğal kaynak paylaşımına ilişkin anlaşmazlıkları çözmeyi amaçlıyordu. Anlaşma kapsamında Ruanda'nın doğu Kongo'daki silahlı gruplara verdiği iddia edilen desteğin sonlandırılması ve Kongo hükümetinin Ruanda kökenli topluluklara yönelik ayrımcı politikalarını gözden geçirmesi öngörülüyordu. Ancak Nduhungirehe, Kinşasa'nın taahhütlerini yerine getirmediğini, Ruanda'nın ise anlaşmaya sadık kaldığını savunuyor.
Bakan ayrıca, ABD'nin anlaşmanın ihlalleri karşısında çifte standart uyguladığını belirtti. 'Biz anlaşmanın tüm maddelerine uyarken, Kongo tarafının ihlallerini görmezden gelip yalnızca Ruanda'ya yaptırım uyguluyorlar. Bu, arabuluculuk sürecinin güvenilirliğini zedeliyor' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Büyük Güçlerin Afrikalı Aktörler Üzerindeki Etkisi
Ruanda-DR Kongo gerginliği, Büyük Göller Bölgesi'nin istikrarını tehdit eden en kritik sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Çatışmanın merkezinde, zengin mineral yataklarına sahip doğu Kongo toprakları ve bölgedeki silahlı grupların faaliyetleri yer alıyor. Ruanda, DR Kongo'nun doğusunda faaliyet gösteren 23 Mart Hareketi (M23) isyancılarını desteklemekle suçlanıyor; Kigali ise bu iddiaları reddediyor.
ABD'nin arabuluculuk çabaları, bölgede Çin ve Rusya'nın artan nüfuzu karşısında Batılı aktörlerin etkisini koruma girişimi olarak da okunabilir. Ancak Nduhungirehe'nin açıklamaları, ABD'nin bölgesel müdahalesinin taraflı algılandığını ve sürecin çıkmaza girebileceğini gösteriyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Afrika Birliği'nin de çatışmanın çözümünde aktif rol üstlenme çabaları sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Büyük Göller Bölgesi'ndeki artan diplomatik ve ekonomik angajmanı açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Ruanda ve DR Kongo ile ikili ilişkilerini güçlendirmiş, kalkınma işbirliği ve savunma alanında anlaşmalar imzalamıştır. ABD'nin bölgede güvenilirliğinin sorgulanması, Türkiye gibi alternatif arabulucuların önünü açabilir. Ankara, tarafsız ve yapıcı bir tutumla iki ülke arasında diyaloğu teşvik ederek hem ekonomik çıkarlarını koruyabilir hem de bölgesel istikrara katkıda bulunabilir. Ayrıca, Kongo'daki maden kaynaklarına erişim ve savunma sanayii işbirlikleri, Türkiye'nin bu çatışmanın çözümüne dahil olmasını stratejik kılmaktadır.