Londra'da sekiz ay arayla işlenen iki vahşi cinayet ve bir tecavüz girişimi davasında sanık Simon Levy, bugün hakim karşısına çıktı. 38 yaşındaki Levy, Carmenza Valencia-Trujillo ve Sheryl Wilkins adlı iki kadını öldürmekle, üçüncü bir kadına ise cinsel saldırıda bulunup ölüme terk etmekle suçlanıyor. İddianameye göre sanık, kurbanlarını av gibi takip ederek saldırmış ve cinayetlerin ardından izini kaybettirmeye çalışmıştır. Duruşma, Britain's Crown Prosecution Service tarafından hazırlanan kapsamlı bir delil dosyasıyla başlamış olup, davanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.
Kurbanların kimlikleri ve saldırıların detayları
Carmenza Valencia-Trujillo, 55 yaşında Kolombiya asıllı bir hemşireydi. Cesedi, Ekim 2022'de Londra'nın güneybatısındaki evinde bulunmuştu. Otopsi raporuna göre kadın, boğularak öldürülmüştü. İkinci kurban Sheryl Wilkins ise 44 yaşında bir İngiliz vatandaşıydı. Cesedi, Mayıs 2023'te Londra'nın kuzeyindeki bir parkta bulundu. Polis raporlarına göre üzerinde cinsel saldırı izleri vardı. Üçüncü saldırı ise Mart 2023'te, 32 yaşındaki bir kadının gece geç saatlerde işten dönerken uğradığı vahşi bir saldırıydı. Kadın, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakımda günlerce yaşam mücadelesi vermişti. Polis, saldırganın DNA örneklerini topladı ve bu örnekler Levy'nin DNA'sıyla eşleşti.
Mahkeme kaynaklarına göre Levy, daha önce de cinsel suçlardan sabıkalı. 2015 yılında bir kadına tecavüz etmekten yargılanmış ancak delil yetersizliğinden beraat etmişti. Savcılık, bu kez delillerin çok güçlü olduğunu ve sanığın bir seri katil olduğunu iddia ediyor. Sanık avukatı ise müvekkilinin suçsuz olduğunu ve DNA örneklerinin ikinci bir kişi tarafından yerleştirilmiş olabileceğini savunuyor.
Kadın güvenliği ve toplumsal yankı
Bu dava, Birleşik Krallık'ta kadın güvenliği konusundaki endişeleri yeniden alevlendirdi. Özellikle Londra'da son yıllarda artan kadın cinayetleri ve cinsel saldırılar, hükümeti daha sıkı önlemler almaya zorladı. İçişleri Bakanlığı geçtiğimiz ay, gece güvenliği için 10 milyon sterlinlik ek bütçe ayırdığını açıklamıştı. Kadın hakları örgütleri ise bu tür önlemlerin yetersiz olduğunu ve yargı sisteminin cinsel suçlarda daha etkili çalışması gerektiğini belirtiyor. Duruşma sırasında mahkeme önünde toplanan aktivistler, adalet çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de kadına yönelik şiddetle mücadelede küresel bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de benzer vakalar sıkça gündeme gelirken, yargı süreçlerinin etkinliği ve caydırıcılığı sürekli tartışılıyor. Avrupa'da seri katil vakalarının aydınlatılmasında kullanılan DNA teknolojisi ve adli tıp yöntemleri, Türkiye'nin de bu alandaki kapasitesini artırması için bir referans noktası olabilir. Ayrıca, Birleşik Krallık'taki kadın güvenliği politikalarının sonuçları, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının savunuculuk çalışmalarına ışık tutabilir.