Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlerin, taslak İnsanlığa Karşı Suçlar Sözleşmesi'ne ilişkin sunduğu 64 değişiklik önerisinden yalnızca ikisi, engelliliği açıkça korunan bir kategori olarak sıralıyor. Bu durum, engelli bireylerin uluslararası hukukta görünmez kılınma riskini beraberinde getiriyor. Sözleşme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarını kapsayan uluslararası ceza hukukunun temel metinlerinden biri olmayı hedefliyor. Ancak engellilik temelli ayrımcılık ve zulüm, şu anki taslakta yeterince yer bulamıyor.
Taslak Sözleşme ve Engellilik
BM Uluslararası Hukuk Komisyonu (ILC) tarafından hazırlanan taslak, 2019'dan bu yana devletlerin görüşüne sunulmuş durumda. Sözleşme, insanlığa karşı suçların önlenmesi ve cezalandırılması için kapsamlı bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Ancak engelli hakları örgütleri, metnin mevcut halinin engelli bireyleri yeterince korumadığını belirtiyor. Taslağın 2. maddesinde, insanlığa karşı suçlar kapsamında işlenebilecek fiiller sayılırken, dil, din, milliyet, etnik köken gibi kategoriler sıralanmış; ancak engellilik bu listeye dahil edilmemiş. Oysa dünya genelinde engelli bireyler, savaş, çatışma ve zulüm durumlarında orantısız bir şekilde hedef alınabiliyor.
Küresel Boyut ve Engelli Hakları Mücadelesi
Engelliliğin insanlığa karşı suçlar kapsamında açıkça tanınmaması, uluslararası toplumda ciddi bir boşluk yaratıyor. Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına Dair Sözleşme (UNCRPD) engelli bireylerin haklarını güvence altına alsa da, bu hakların ihlali durumunda cezai yaptırım mekanizması sınırlı kalıyor. İnsanlığa karşı suçlar sözleşmesinde engelliliğin yer alması, faille karşı uluslararası ceza mahkemelerinde dava açılmasını mümkün kılacak. Ancak şu an için sadece Avustralya ve Meksika gibi birkaç ülke, taslak metne engelliliği ekleyen değişiklik önerileri sundu. Engelli hakları savunucuları, sözleşmenin nihai halinde engelliliğin mutlaka yer alması için kampanya yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM İnsanlığa Karşı Suçlar Sözleşmesi'nde engelliliğin korunan kategori olarak yer alması, Türkiye'nin de taraf olduğu UNCRPD'nin ruhuyla uyumlu olacaktır. Türkiye, engelli bireylerin haklarını iyileştirme yönünde önemli adımlar atmış olsa da, uluslararası ceza hukukundaki bu boşluk, sınır ötesi zulüm durumlarında Türk vatandaşı engellilerin korunmasını zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye, engellilik konusunda bölgesel bir lider olarak sözleşme müzakerelerinde proaktif bir rol üstlenebilir. Bu gelişme, Türk dış politikasının insan hakları vurgusuyla uyumlu bir pozisyon alma fırsatı sunuyor.