Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği, İran ve ABD arasında yeniden alevlenen çatışmaların ardından hafta sonunda keskin bir düşüş yaşadı. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda, bir süredir toparlanma sinyalleri görülüyordu ancak son çatışmalar bu eğilimi tersine çevirdi. Uzmanlara göre, bölgedeki gerginlik tüm küresel enerji piyasaları için yeni bir risk faktörü oluşturuyor.
Gerginliğin arka planı
Ocak 2020'de ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle başlayan kriz, Tahran yönetiminin misilleme olarak ABD üslerine balistik füze saldırıları düzenlemesiyle derinleşmişti. Son günlerde ise tansiyon yeniden yükseldi. İran Devrim Muhafızları'nın, Basra Körfezi'nde bir ABD savaş gemisine yakın manevra yaptığı ve ABD Merkez Kuvvetleri'nin (CENTCOM) buna karşılık uyarı atışı yaptığı bildirildi. Bu olaylar, Hürmüz Boğazı'nda güvenlik endişelerini artırarak gemi trafiğinde ani bir düşüşe yol açtı.
Denizcilik takip verilerine göre, boğazdan geçen tanker ve yük gemisi sayısı hafta başında günlük 20'ye kadar geriledi. Oysa birkaç hafta önce bu sayı 30-35 seviyesindeydi. Trafikteki bu azalma, armatörlerin ve sigorta şirketlerinin bölgeyi yüksek riskli ilan etmesiyle doğrudan ilişkili. Bazı nakliye firmaları, geçiş ücretlerini üç katına çıkarırken, bazıları da rotalarını Umman Denizi üzerinden değiştirmeyi tercih ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, yalnızca İran ve ABD'yi değil, tüm küresel ekonomiyi etkileyebilecek bir senaryo. Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın ham petrol ihracatı için hayati önem taşıyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devleri, enerji ihtiyaçlarının büyük bölümünü buradan sağlıyor. Petrol fiyatları, son çatışma haberleriyle birlikte varil başına 3 doların üzerinde artış gösterdi.
İran'ın boğazı kapatma tehdidi sık sık gündeme gelse de, Tahran'ın bunu gerçekten yapması halinde kendi petrol ihracatını da engelleyeceği için bu tehdit genellikle bir blöf olarak değerlendiriliyor. Ancak son olaylar, İran'ın daha agresif bir tutum izleyebileceğini gösteriyor. ABD Donanması ise bölgedeki varlığını artırarak seyrüsefer serbestisini korumaya çalışıyor. Beşinci Filo'ya bağlı savaş gemileri, boğazın giriş ve çıkışlarında devriye geziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ham petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü Irak ve İran'dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, doğrudan Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgedeki gerginliğin daha da tırmanması halinde, ABD ve İran arasında arabuluculuk yapabilecek bir konumda. Ancak son dönemde İran'la Suriye ve enerji alanındaki iş birliğine rağmen, ABD ile de stratejik ilişkilerini sürdürmek zorunda. Bu hassas denge, Türk dış politikasını zorlayabilir.