Amsterdam merkezli moda markası Róhe, kurucuları Marieke van Oorschot ve Daan van der Wal'un "gürültüden nefret ediyoruz" söylemiyle sessiz lüks akımının ötesine geçen bir estetik sunuyor. 2020'de kurulan marka, abartısız kesimleri, doğal kumaşları ve nötr renk paletiyle dikkat çekiyor. Son koleksiyonları, Paris ve Milano'daki showroomlarda büyük ilgi görürken, markanın cirosu 2023'te %150 arttı. Róhe, şimdi global ölçekte büyümeyi hedefliyor.
Gürültüsüz tasarımın yükselişi
Sessiz lüks, 2020'lerin başında logolu ürünlerin yerini alarak moda dünyasında hâkim trend haline geldi. Ancak Róhe'nin kurucuları, bu akımın da bir süre sonra tekrara düştüğünü savunuyor. "Sessiz lüks bile bir tür gürültü yaratıyor; herkes aynı sakin görünümlü parçaları üretiyor" diyen van Oorschot, kendilerini bu döngünün dışında konumlandırdıklarını belirtiyor. Marka, her sezon sadece 40 parça üretiyor ve koleksiyonlar arasında büyük farklılıklar yok; amaç zamansız bir gardırop yaratmak. Keten, organik pamuk ve geri dönüştürülmüş yün gibi malzemeler kullanılıyor. Üretim, Portekiz ve İtalya'daki küçük atölyelerde yapılıyor; marka, seri üretimden kaçınıyor.
Róhe'nin başarısı, moda endüstrisindeki genel yavaşlama ve sürdürülebilirlik talebiyle örtüşüyor. Global moda pazarı 2024'te %3 büyürken, lüks segment %5 daraldı. Buna karşın niş markalar, sadık müşteri tabanları sayesinde büyümeye devam ediyor. Róhe, 2023'te ilk kez kâr açıkladı ve 2024'te New York'ta bir mağaza açmayı planlıyor. Markanın online satışları, toplam gelirin %70'ini oluşturuyor. Kurucular, büyümeyi kontrollü tutmayı ve marka kimliğini korumayı öncelikli hedef olarak belirtiyor.
Küresel moda ekonomisinde niş markaların rolü
Róhe gibi markalar, büyük lüks gruplarının (LVMH, Kering) hakimiyetindeki sektörde alternatif bir yol sunuyor. Tüketiciler, kitlesel üretimden uzaklaşarak özgünlük ve etik üretim arıyor. Bu talep, yatırımcıların da ilgisini çekiyor; Róhe, 2024 başında 5 milyon euro değerleme üzerinden tohum yatırım aldı. Sektör analistleri, önümüzdeki beş yılda niş markaların pazar payını artıracağını öngörüyor. Ancak ölçeklenme baskısı, markaların değerlerinden ödün vermesine yol açabilir. Róhe, bu tuzağa düşmemek için üretim artışını sınırlı tutuyor ve yeni pazarlara girerken yerel ortaklıklara sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türk moda sektörü, Avrupa'nın en büyük üreticilerinden biri olarak sessiz lüks trendinden olumlu etkileniyor. Türkiye, kaliteli pamuk ve yün üretimiyle Róhe gibi markalara tedarikçi olabilir. Ayrıca, Türk markaları da benzer bir stratejiyle niş pazarlarda büyüyebilir. İstanbul, moda haftası ve showroomlarıyla bölgesel bir merkez haline gelirken, genç tasarımcılar uluslararası ilgi görüyor. Ancak ekonomik dalgalanma ve kur baskısı, markaların ihracat rekabetini zorlaştırıyor. Yine de sürdürülebilirlik odaklı üretim, Türkiye'nin tekstil ihracatında katma değeri artırabilir.