Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nda Cumartesi günü meydana gelen patlamada yaralılar olduğu ve tahliyelerin başlatıldığı bildirildi. Husilerin üstlendiği saldırı, Perşembe günü üç Suudi vatandaşının ölümüyle sonuçlanan benzer bir saldırının ardından sadece iki gün sonra gerçekleşti. Suudi yetkililer, havalimanının sivil uçuşlara kapatıldığını ve bölgeye güvenlik güçlerinin sevk edildiğini açıkladı.
Saldırıların arka planı ve ayrıntılar
İlk saldırı Perşembe günü Riyad Uluslararası Havalimanı'na yönelik gerçekleşmiş ve Husiler tarafından üstlenilmişti. Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'ya göre, saldırıda üç Suudi vatandaşı hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Havalimanı altyapısında maddi hasar meydana geldi. Cumartesi günkü ikinci saldırı ise aynı tesislere yönelik oldu ve yine Husi militanları tarafından üstlenildi. Görgü tanıkları, patlama seslerinin ardından terminal binalarında panik yaşandığını ve yolcuların tahliye edildiğini aktardı. Suudi sivil havacılık otoritesi, uçuşların geçici olarak askıya alındığını duyurdu.
Husiler, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri müdahalesine yanıt olduğunu savunuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten bu yana Yemen'de Husi hedeflerine hava operasyonları düzenliyor. Birleşmiş Milletler, çatışmanın Yemen'de büyük bir insani krize yol açtığını ve binlerce sivilin hayatını kaybettiğini raporluyor. Son saldırılar, bölgede gerilimin daha da tırmanmasına neden oldu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Riyad'a yönelik saldırılar, Suudi Arabistan'ın güvenlik algısını sarsarken, Körfez ülkelerinde hava yolu güvenliği konusunda endişeleri artırdı. Uluslararası havayolu şirketleri, Riyad'a uçuşlarını geçici olarak durdurabileceğini açıkladı. ABD ve Avrupa Birliği, saldırıları kınayarak Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. Ancak uluslararası toplum, Yemen'deki savaşın sona erdirilmesi için daha etkin diplomatik çaba çağrısında bulunuyor. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısı yaptı.
Uzmanlar, Husilerin son dönemde artan saldırı kapasitesinin İran'ın bölgesel etkisini yansıttığını belirtiyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın vekili olarak görüyor ve Tahran'ı saldırıları desteklemekle suçluyor. İran ise suçlamaları reddediyor. Bu gerilim, Körfez'de güvenlik dengelerini yeniden şekillendiriyor. Ayrıca saldırılar, küresel petrol fiyatlarını da etkileyebilecek potansiyele sahip; zira Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Riyad'a düzenlenen saldırıları yakından takip ediyor. Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde olan Türkiye, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Saldırılar, Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını riske atabilir. Ayrıca Türk havayolu şirketlerinin Riyad uçuşları etkilenebilir. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın çözümü için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Ancak doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmuyor; daha çok bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'nin enerji ticareti ve yatırımları üzerindeki dolaylı etkileri söz konusu.