Yemen'deki Husi güçleri, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki King Khalid Uluslararası Havalimanı'na füze saldırısı düzenledi. İlk belirlemelere göre saldırıda onlarca kişi yaralandı. Suudi yetkililer saldırıyı henüz resmi olarak doğrulamazken, görgü tanıkları havalimanı çevresinde patlama sesleri duyulduğunu ve acil servis ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini bildirdi. Saldırı, Yemen hükümetine bağlı güçlerin Bab el-Mendeb Boğazı'nı geri alma operasyonunu başarıyla tamamladığını açıklamasının hemen ardından geldi.
Husi Saldırılarının Arka Planı ve Suudi Arabistan'ın Tutumu
Husi hareketi, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve ülkenin kuzey bölgelerinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından itibaren Husileri geri püskürtmek ve Yemen hükümetini yeniden iktidara getirmek amacıyla hava operasyonları düzenliyor. Bu süreçte Husi güçleri, Suudi Arabistan topraklarına yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sık sık gerçekleştirdi. Ancak Riyad'daki uluslararası havalimanına yönelik bir saldırı, çatışmanın seyrinde önemli bir tırmanma olarak değerlendiriliyor. Suudi yetkililerin saldırıyı doğrulamakta gecikmesi, olayın boyutları ve olası can kaybına ilişkin belirsizliği artırıyor. Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en yoğun uluslararası giriş kapılarından biri olması nedeniyle saldırının sivil havacılık üzerindeki etkisi de merak konusu. Bölgedeki havayolu şirketleri, uçuşlarında herhangi bir aksama olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapmadı.
Husi sözcüleri, saldırının Yemen'e yönelik Suudi hava operasyonlarına bir yanıt olduğunu belirtti. Hareketin askeri kanadı, son dönemde Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri tesisleri hedef alan saldırılarını artırmıştı. Riyad yönetimi ise Husi saldırılarını "terör eylemi" olarak nitelendiriyor ve İran'ı Husileri silahlandırmakla suçluyor. Tahran yönetimi bu suçlamaları reddediyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın bölgesel istikrarı tehdit ettiği uyarısını yineliyor. Son saldırı, Yemen'deki iç savaşın komşu ülkelere taşma riskini gözler önüne seriyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir suyolu. Boğazın kontrolü, bölgesel güç dengeleri açısından büyük önem taşıyor. Yemen hükümetine bağlı güçlerin boğazı geri alma iddiası, Husi hareketinin deniz yolları üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Riyad havalimanına düzenlenen saldırı, Suudi Arabistan'ın güvenlik algısında ciddi bir sarsıntı yaratabilir. Ülke, son yıllarda Yemen sınırından gelen füze saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini güçlendirmiş olsa da başkentin kalbindeki bir havalimanının vurulması, savunma stratejilerinin sorgulanmasına yol açabilir. Suudi Arabistan, aynı zamanda dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel enerji piyasaları için istikrarın garantörü olarak görülüyor. Başkentteki böyle bir saldırı, petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalara neden olabilir. Öte yandan, ABD yönetimi Suudi Arabistan'a askeri destek veriyor ve Yemen'deki çatışmada arabuluculuk çabaları yürütüyor. Saldırı, Washington'ın bölgedeki angajmanını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak, sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Husilerin son dönemde artan saldırıları, Yemen'deki barış müzakerelerini de sekteye uğratabilir. Bölgede tansiyonun yükselmesi, İran ve Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşını daha da derinleştirebilir. Kızıldeniz'deki deniz ticareti güvenliği, Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Uluslararası denizcilik şirketleri, rotalarını değiştirmek zorunda kalabilir. Bu durum, küresel tedarik zincirleri üzerinde ek maliyetler yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Riyad havalimanına yapılan saldırı, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişkiler açısından risk oluşturuyor. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli ticari ortaklarından biri ve savunma sanayii işbirliği son yıllarda artmış durumda. Saldırı, bölgede tansiyonun yükselmesi halinde Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik yardımları ve barışçıl çözüm çağrıları, istikrarsızlığın artmasıyla daha da önem kazanıyor. Türk dış politikası, Körfez'deki kutuplaşmanın azaltılması ve diyalog kanallarının açık tutulması yönünde çaba sarf ediyor. Bu saldırı, Ankara'nın bölgesel arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir.