Batı Montana, bu yıl yaşanan en sıcak ve en kurak kışlardan birinin ardından, Haziran ayı sonlarında etkili olan şiddetli yağmurlar sayesinde orman yangınlarından kurtulmuş gibi görünüyordu. Ancak bilim insanları, bu geçici rahatlamanın sona erebileceği konusunda uyarıyor. Rekor düzeydeki sıcaklıklar ve devam eden kuraklık, bölgedeki yangın riskini yeniden artırıyor. Montana Üniversitesi'nden iklim bilimci Dr. John Abatzoglou, 'Geçen kış tarihin en sıcak kışlarından biriydi ve bu durum, ormanlardaki nem oranını ciddi şekilde düşürdü. Yaz aylarında gelen sıcak hava dalgası, yangın için mükemmel bir fırtına yaratıyor,' dedi.
Gelişmenin Arka Planı: Kıştan Yaz'a Uzanan Tehlike
National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) verilerine göre, 2023-2024 kışı, Montana'da kaydedilen en sıcak kışlardan biri olarak tarihe geçti. Kar yağışı miktarı, ortalamanın oldukça altında kalırken, sıcaklıklar mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde seyretti. Bu durum, orman altı bitki örtüsünün hızla kurumasına neden oldu. Haziran ayındaki beklenmedik yağmurlar, yangın tehlikesini bir süreliğine durdursa da, Temmuz ayında başlayan ve halen devam eden sıcak hava dalgası, kuruyan bitki örtüsünü yeniden tutuşmaya hazır hale getirdi.
ABD Orman Hizmetleri, eyalet genelinde yangın riskini 'yüksek' olarak sınıflandırırken, Montana Valisi Greg Gianforte durumu 'kritik' olarak nitelendirdi. Eyalet genelinde kamp yapma ve açık ateş yakma konusunda kısıtlamalar getirilirken, itfaiye ekipleri teyakkuza geçirildi. Geçen yıl Montana'da çıkan büyük yangınlar, 200 bin dönümden fazla alanı kül ederken, milyonlarca dolarlık maddi hasara yol açmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliğinin Etkileri
Montana'daki bu gelişme, iklim değişikliğinin küresel ölçekte neden olduğu aşırı hava olaylarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verilerine göre, 2024 yılı, küresel ortalama sıcaklıklar açısından en sıcak yıllardan biri olma yolunda ilerliyor. Artan sıcaklıklar, sadece Kuzey Amerika'yı değil, Avrupa, Asya ve Avustralya'yı da etkisi altına alan orman yangınlarının şiddetini ve sıklığını artırıyor.
Uzmanlar, Montana'da yaşanan durumun, iklim modellerinde öngörülen senaryolarla uyumlu olduğunu belirtiyor. Kuraklığın ve sıcak hava dalgalarının daha sık hale gelmesi, yangın sezonlarının uzamasına yol açıyor. Özellikle Rocky Dağları bölgesi, bu değişimlerden en fazla etkilenen alanlar arasında yer alıyor. Bölgedeki ekosistemlerin bu kadar hızlı bir iklim değişimine uyum sağlaması mümkün görünmüyor. Orman biyoloğu Dr. Sarah Jenkins, 'Bu yangınlar sadece ağaçları yakmıyor, aynı zamanda toprağın yapısını bozuyor, hayvan habitatlarını yok ediyor ve karbon depolama kapasitesini düşürüyor. Bu da iklim değişikliğini daha da hızlandıran bir kısır döngü yaratıyor,' şeklinde konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Montana'daki yangın tehlikesi, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmamakla birlikte, iklim değişikliğinin küresel etkileri açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle aşırı sıcaklık, kuraklık ve orman yangınlarına karşı hassas bölgelerden biri. 2021'de Manavgat ve çevresinde yaşanan felaket, benzer bir durumun ülkemizde de yaşanabileceğini göstermişti. Montana örneği, iklim değişikliğine uyum için erken uyarı sistemlerinin, orman yönetim politikalarının ve uluslararası iş birliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, doğal afetler sonrası ekonomik kayıpların sigorta primlerini artırması gibi dolaylı etkiler de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için endişe verici.