Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin savaşı sona erdirmek için yüz yüze görüşme önerisini reddettiğini açıkladı. Putin, 5 Haziran Cuma günü St. Petersburg'da düzenlediği basın toplantısında, Zelenskiy'nin açık mektubuna atıfta bulunarak “Şu anda onunla görüşmek için hiçbir neden görmüyorum” ifadelerini kullandı. İki lider arasındaki bu son gelişme, Rusya-Ukrayna savaşının diplomatik çözüm umutlarını yeniden sorgulatırken, taraflar arasındaki uçurumun derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Putin'in duruşu: Minsk anlaşmaları ve yeni şartlar
Putin, Zelenskiy'nin görüşme önerisini değerlendirirken, mevcut koşullar altında Kiev yönetiminin barışa yönelik samimi bir niyet taşımadığını öne sürdü. Rus lider, Ukrayna'nın 2014 ve 2015 yıllarında imzalanan Minsk anlaşmalarını uygulamadığını hatırlatarak, “Bu anlaşmaların uygulanması halinde bugün yaşadığımız pek çok sorun ortadan kalkabilirdi. Ancak Ukrayna tarafı defalarca bu yükümlülüklerden kaçındı” dedi. Putin ayrıca, Rusya'nın hedeflerinin değişmediğini, Donbas ve Kırım'ın statüsü konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Zelenskiy, 3 Haziran'da yayımladığı açık mektupta, Putin ile “uluslararası kabul görmüş sınırlar çerçevesinde” bir anlaşmaya varmak istediğini belirtmiş, ayrıca mahkum takası ve sivillerin korunması gibi insani konuları da gündeme getirmişti. Ukrayna lideri, “Savaşı durdurmanın ve kan dökülmesine son vermenin zamanı geldi” çağrısı yapmıştı. Ancak Kremlin'in bu çağrıya soğuk yaklaştığı, Putin'in bugünkü açıklamalarıyla netleşmiş oldu.
Diplomasi mi, askeri çözüm mü? Bölgesel dengeler etkileniyor
Putin ve Zelenskiy arasında son olarak 2020 yılının Şubat ayında bir zirve düzenlenmişti. O tarihten bu yana geçen sürede Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri operasyonları yoğunlaşırken, uluslararası toplumun arabuluculuk çabaları da sonuçsuz kaldı. Avrupa Birliği ve ABD, Ukrayna'ya silah yardımını artırırken, Kremlin'in izlediği “önce savaş alanında başarı, sonra müzakere” stratejisi devam ediyor. Analistler, Putin'in mevcut tutumunun, Ukrayna'nın doğusundaki askeri ilerlemeleri pekiştirme ve Batı'nın desteğini zayıflatma hedefine yönelik olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, uluslararası medyada yer alan yorumlara göre, Zelenskiy'nin görüşme çağrısı, Batılı müttefiklerinden gelen “diplomasiye şans ver” baskısının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Ancak Putin'in reddi, savaşın uzayacağı ve taraflar arasındaki güven bunalımının daha da derinleşeceği anlamına geliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce yaptığı açıklamalarda, Batı'nın Ukrayna'yı bir “savaş alanı” olarak kullandığını ve bu nedenle Moskova'nın müzakere masasına oturmasının anlamsız olduğunu savunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenen nadir ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşın başından bu yana iki tarafı da masada tutmaya çalışırken, tahıl koridoru anlaşması gibi somut kazanımlar elde etmişti. Putin'in Zelenskiy ile görüşmeyi reddetmesi, Türkiye'nin bu arabuluculuk girişimlerini sekteye uğratabilir. Ankara'nın, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini korumak ve enerji arz güvenliğini sağlamak için Rusya ile de Ukrayna ile de diyaloğu sürdürmesi gerekiyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının iki ülke arasında denge kurma çabalarını zorlarken, alternatif diplomatik kanalların devreye sokulmasını gündeme getirebilir.