Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in etnik azınlıkları asimilasyona zorlama stratejisi, yeni çıkarılan bir yasayla daha da pekiştirildi. Uzmanlara göre bu yaklaşım, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Tibet gibi bölgelerdeki uzun süredir devam eden etnik gerilimlerini çözmekten ziyade derinleştirme riski taşıyor. Yasa, Çin Komünist Partisi'nin "Çin ulusu" kavramını güçlendirmeyi ve etnik farklılıkları ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak eleştirmenler, bu politikanın azınlık kültürlerinin yok olmasına yol açacağı uyarısında bulunuyor.
Asimilasyon Yasasının Ayrıntıları ve Uygulama Alanı
1 Nisan 2024'te yürürlüğe giren yeni yasa, Çin'deki 55 resmî etnik grubu kapsayan bir "ulusal birlik" programının parçası. Yasaya göre, okullarda ve kamu kurumlarında Mandarin Çincesi'nin kullanımı zorunlu hale getirilirken, yerel dillerin öğretimi sınırlandırılıyor. Ayrıca, etnik kıyafetlerin giyilmesi ve dini sembollerin kullanımı gibi kültürel pratikler de yeni düzenlemelerle kısıtlanıyor. Pekin yönetimi, bu adımların "ulusal güvenliği tehdit eden ayrılıkçı hareketleri" engelleyeceğini savunuyor. Ancak Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri, yasanın Sincan'daki Uygur Türkleri ve Tibetliler gibi grupların temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini belirtiyor.
Xi Jinping'in 2017'deki 19. Parti Kongresi'nde ortaya attığı "Çin Rüyası" vizyonuyla uyumlu olan yasa, aslında on yıllardır uygulanan asimilasyon politikalarının yasal zemine oturtulması anlamına geliyor. Sincan'da 2017'den bu yana süren yoğun güvenlik önlemleri ve "terörle mücadele" adı altında yürütülen uygulamalar, bu yasayla daha da sistematik hale getiriliyor. Tibet'te ise benzer şekilde, dini liderlerin etkisini kırmak ve Budist manastırlarını denetim altına almak hedefleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çin'in bu hamlesi, Orta Asya'da yaşayan Türkî halklar ve diğer komşu ülkeler arasında endişe yaratıyor. Sincan'daki Uygur Türkleri ile kültürel ve dilsel bağları bulunan Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi ülkeler, asimilasyon politikalarının kendi ülkelerindeki etnik grupları da etkileyebileceği kaygısını taşıyor. Ayrıca, ABD ve Avrupa Birliği, yasayı kınayarak yeni yaptırımlar sinyali verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Bu yasa, uluslararası toplumun Çin'den etnik azınlıkların haklarına saygı göstermesini talep ettiği bir dönemde kabul edildi" dedi. Ancak Çin, yasaya yönelik eleştirileri "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor ve konuyu Birleşmiş Milletler'de de savunuyor.
Uzmanlar, bu yasanın Çin'in etnik politikalarında bir dönüm noktası olduğunu vurgularken, uzun vadede etnik gerilimlerin daha da artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle genç nüfus arasında kültürel kimliklerin bastırılması, radikalleşmeyi tetikleyebilir. Öte yandan, Çin'in ekonomik büyüme hedefleriyle çelişen bu politikaların, Sincan ve Tibet'te istikrarsızlığa yol açması durumunda, ülkenin Kuşak ve Yol Girişimi gibi projeleri de olumsuz etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Yeni asimilasyon yasası, Türkiye-Çin ilişkilerinde hassas bir konu olmaya devam etmektedir. Ankara, Pekin'in egemenlik haklarına saygı duymakla birlikte, Uygur Türklerinin kültürel ve dini haklarının korunmasını uluslararası platformlarda dile getirmektedir. Bu yasa, Türkiye'nin Orta Asya Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerinde de dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, ABD ve AB'nin yaptırım tehditleri, Türkiye'nin Çin ile olan ticari ve stratejik ortaklığını dengelemesini gerektirebilir. Küresel güç rekabetinde Türkiye'nin, insan hakları ve etnik kimliklerin korunması konusunda net bir tutum sergilemesi beklenmektedir.