Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Rus Davos’u” olarak adlandırılan St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (PMEF), savaşın ve ekonomik durgunluğun gölgesinde başlıyor. Foruma, sağ görüşlü bir Amerikalı influencer, görevdeki bir ABD’li yetkili ve bir Alman perakende milyarderinin katılması bekleniyor. Kremlin, Batı ile artan gerilim ve yavaşlayan büyüme arasında bir denge kurmaya çalışırken, bu etkinlik Rusya’nın uluslararası alandaki izolasyonunu kırma çabası olarak yorumlanıyor. PMEF, bir zamanlar küresel yatırımcıların ilgi odağıyken, şimdi savaş yanlısı propagandanın ve rejime sadık iş insanlarının buluşma noktası haline geldi. Forumun bu yılki teması ise “Yeni bir büyüme döngüsünün temelleri” olarak belirlendi.
Gelişmenin Arka Planı: Putin’in Diplomasi ve Ekonomi Hamlesi
PMEF, 1997’den bu yana düzenlenen ve Rusya’nın yatırım ortamını tanıtmayı amaçlayan önemli bir etkinlik. Ancak Ukrayna savaşı sonrası Batı’nın yaptırımları, forumun karakterini değiştirdi. 2023’te katılım, savaş öncesine göre %40 azaldı ve büyük uluslararası şirketler çekildi. Kremlin, bu boşluğu Asya, Afrika ve Orta Doğu’dan katılımcılarla doldurmaya çalışıyor. Bu yıl foruma katılacaklar arasında, eski ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen sağcı yorumcu Tucker Carlson, ABD’nin Rusya Büyükelçisi Lynne Tracy ve Alman perakende devi Metro’nun eski sahibi Erich Kellerhals yer alıyor. Carlson’un varlığı, Kremlin’in Batılı muhalif sesleri kullanarak kendi anlatısını yayma stratejisini yansıtıyor.
Ekonomi cephesinde ise durum daha karmaşık. Rusya, savaş harcamaları ve yaptırımlar nedeniyle durgunlukla karşı karşıya. IMF, Rus ekonomisinin 2024’te %2,6 büyüyeceğini tahmin etse de, bu büyüme enerji gelirlerine ve savunma harcamalarına dayanıyor. Uzun vadede yapısal reform eksikliği ve yabancı yatırımların azalması, sürdürülebilir kalkınmayı tehdit ediyor. Putin, forumda yapacağı konuşmada, ülkenin yeni bir büyüme modeline geçiş yapacağını ve Batı’ya bağımlılığı azaltacağını duyurması bekleniyor. Ancak uzmanlar, bu söylemlerin somut adımlarla desteklenmediği takdirde inandırıcı olmayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rusya’nın İzolasyonu Kırma Çabası
PMEF, Rusya’nın uluslararası alanda yeniden meşruiyet kazanma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Etkinlik, BRICS ülkeleri ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyelerinden gelen katılımcılarla, Batı dışı bir küreselleşmeyi simgeliyor. Çin, Hindistan, İran ve Suudi Arabistan’dan üst düzey yetkililerin katılımı, Rusya’nın “Doğu’ya dönüş” politikasının somut bir göstergesi. Ancak bu ortaklıklar, Rusya’nın Batı’dan tamamen kopmasını engellemiyor. ABD ve AB’nin yaptırımları, Rus şirketlerinin küresel ticaret sistemine entegrasyonunu zorlaştırırken, forumda katılımcıların çoğu, yaptırımlardan etkilenmeyen niş sektörlerde faaliyet gösteriyor.
Öte yandan, foruma Batı’dan katılım, Rusya’nın tamamen izole olmadığını gösteriyor. Tucker Carlson gibi isimler, Batı’da Rus yanlısı bir anlatının oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu katılımların sembolik olduğu ve gerçek bir ekonomik işbirliğine dönüşmesinin zor olduğu vurgulanıyor. Küresel jeopolitik dengeler açısından PMEF, Rusya’nın hala bir aktör olduğunu kanıtlama çabası olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ile Batı arasında denge politikası izlerken, PMEF gibi etkinlikler Ankara için önemli bir diplomasi zemini sunuyor. Türkiye, savaş sonrası Rusya ile ticari ilişkilerini sürdüren az sayıdaki NATO üyesinden biri. Foruma katılım, Türk iş dünyasının Rus pazarındaki varlığını koruma ve enerji anlaşmalarını derinleştirme fırsatı olarak görülebilir. Ancak Batı’nın yaptırımlarına uyum konusunda dikkatli olmak zorunda. Öte yandan, Rusya’nın Asya ve Afrika’ya yönelmesi, Türkiye’nin Orta Asya ve Afrika’daki nüfuz mücadelesini etkileyebilir. Ankara, bu denklemde kendi çıkarlarını korumak için esnek bir diplomatik yaklaşım benimsemeli.