Pacific Investment Management Co. (Pimco), yapay zeka (AI) altyapısına yönelik devasa sermaye harcamalarını finanse etmek için artan borçlanma dalgasının, sabit getirili menkul kıymetler piyasasında 'hazımsızlık' olarak nitelendirdiği bir etki yarattığını ve tahvil getirilerini yukarı çektiğini belirtti. Pimco'ya göre, bu durum kısa vadede piyasalarda dalgalanmaya neden olsa da, uzun vadede yatırımcılar için makul getiriler sunabilecek. Şirketin bu açıklaması, küresel tahvil piyasalarının, teknoloji devlerinin yapay zeka çalışmaları için rekor düzeyde borçlanma planlarıyla çalkalandığı bir dönemde geldi.
Yapay Zeka Yatırımları ve Borç Piyasasındaki Artış
Son iki yılda, Microsoft, Alphabet, Amazon ve Meta gibi teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezleri ve işlem gücü altyapısına yönelik harcamalarını olağanüstü şekilde artırdı. Bu harcamaların finansmanı için şirketler, tahvil ihraçlarına ve banka kredilerine yöneliyor. Özellikle 2025 yılının başından itibaren, teknoloji sektöründeki borçlanma hacimleri önceki yıllara göre üç katına çıkarak 300 milyar dolara ulaştı. Bu durum, tahvil arzının artmasına ve fiyatların düşmesine, dolayısıyla getirilerin yükselmesine neden oluyor.
Pimco'nun kıdemli portföy yöneticilerinden Marc Seidner, 'Piyasa, bu devasa arzı sindirmeye çalışıyor. Bu bir hazımsızlık vakası; ancak bu, yatırımcılar için kötü bir haber değil. Aksine, daha yüksek getiriler, uzun vadeli tahvil yatırımcıları için cazip fırsatlar sunuyor' dedi. Seidner, özellikle 10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisinin yüzde 5'in üzerine çıkmasıyla, bu seviyelerin uzun vadeli yatırımcılar için tarihsel olarak iyi getiriler sağladığını vurguladı.
Küresel Tahvil Piyasaları ve Merkez Bankalarının Rolü
Yapay zeka kaynaklı borçlanma artışı, küresel tahvil piyasalarında geniş yankı buluyor. ABD Hazine tahvillerinin yanı sıra, Avrupa ve Asya'daki kurumsal tahvil piyasalarında da arz artışı yaşanıyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz politikalarını da etkiliyor. ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını yüksek tutmaya devam ederken, artan tahvil arzı, uzun vadeli getiriler üzerinde ek baskı oluşturuyor. Pimco, bu baskının önümüzdeki aylarda da sürebileceğini, ancak bu durumun 'yeni normal' bir faiz ortamı yaratabileceğini öngörüyor.
Uzmanlar, yapay zeka yatırımlarının getirisinin zaman alacağını ve bu süreçte borçlanma maliyetlerinin artabileceğini belirtiyor. Moody's Analytics baş ekonomisti Mark Zandi, 'Şirketler, yapay zekanın uzun vadede verimliliği artıracağına inanıyor, ancak bu yatırımların meyvelerini toplamak için en az 5-10 yıl gerekebilir. Bu süre zarfında borç yükü artacak ve bu da finansal piyasada riskleri beraberinde getirecek' değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin gelişmekte olan bir piyasa olarak dış finansman koşullarını doğrudan etkilemektedir. Küresel tahvil getirilerindeki artış, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini yükseltmekte ve sermaye çıkışlarına yol açabilmektedir. Türkiye'nin dış borçlanma ihtiyacı göz önüne alındığında, bu durum ödemeler dengesi üzerinde ek baskı oluşturabilir. Ancak, Türkiye'nin son dönemde izlediği sıkı para politikası ve rezerv birikimi, bu tür küresel şoklara karşı daha dayanıklı olmasını sağlamaktadır. Ayrıca, Türk bankaları ve şirketleri için döviz kredisi maliyetlerinin artması, TL mevduat ve yerel tahvillere ilgiyi artırabilir. Küresel tahvil piyasalarındaki bu gelişmeler, Türkiye'nin finansal istikrarını koruması ve dış kırılganlıklarını azaltması açısından dikkatle izlenmelidir.