Peru'da 7 Haziran'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu öncesinde sol görüşlü Kongre üyesi Roberto Sanchez, muhafazakâr rakibi Keiko Fujimori karşısında seçmen tabanını genişletmek amacıyla daha pragmatik bir siyasi çizgi benimsiyor. Sanchez'in kampanya ekibi, geçtiğimiz aylarda madencilik sektöründe köklü reformlar yapma vaatleriyle yatırımcıları tedirgin eden söylemlerini yumuşatarak, merkez seçmene hitap edecek bir dil geliştirdi. Peru'nun başkenti Lima'da seçim çalışmalarını sürdüren Sanchez, hem sol tabanını korumayı hem de kararsız seçmenleri ikna etmeyi hedefliyor.
Sanchez'in değişen söylemi ve seçim stratejisi
Peru'nun en büyük ihracat kalemlerinden olan bakır madenlerinin millileştirilmesi ve çevresel düzenlemelerin sıkılaştırılması gibi radikal önerilerle tanınan Roberto Sanchez, son haftalarda bu politikalarını 'kademeli reform' olarak yeniden tanımladı. Eski bir öğretim üyesi olan 56 yaşındaki solcu lider, yabancı sermayeyi korkutmamak için madencilik şirketleriyle diyaloğa açık olduğunu vurguluyor. Sanchez'in kampanya yöneticileri, özellikle kırsal kesimdeki yoksul seçmenlerin yanı sıra kentli orta sınıfın da desteğini almak için eğitim, sağlık ve altyapı yatırımlarına ağırlık veren bir program izliyor. Rakiplerinin 'radikal sol' suçlamalarına karşı Sanchez, kendisini 'kalkınmacı bir sosyal demokrat' olarak konumlandırıyor.
Seçimin ikinci turu, ülkede derin siyasi kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olan ve 2011, 2016 yıllarında da cumhurbaşkanlığına aday olan Keiko Fujimori, güçlü bir seçim makinesine ve medya desteğine sahip. Ancak Fujimori, yolsuzluk soruşturmaları ve babasının otoriter geçmişi nedeniyle önemli bir dezavantajla yarışıyor. Anketler, iki aday arasındaki farkın yüzde 5'in altında olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da sol dalga mı?
Peru seçimleri, Latin Amerika'da son yıllarda yükselen sol popülizm dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Meksika, Arjantin, Bolivya ve Şili'de sol eğilimli hükümetlerin iktidara gelmesi, bölgedeki siyasi yelpazenin sola kaydığına işaret ediyor. Sanchez'in seçilmesi halinde, Peru'nun Çin ve ABD ile olan ticari ilişkileri yeniden şekillenebilir. Özellikle Çin, Peru'nun en büyük ticaret ortağı ve bakır alıcısı konumunda. Sanchez, seçilmesi durumunda madencilik sözleşmelerini yeniden müzakere edeceğini sinyali verirken, ABD ile ilişkilerde ise daha bağımsız bir çizgi izleyebilir. Bu durum, bölgedeki jeopolitik dengeleri etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçim sonucu, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika'daki siyasi eğilimler Türkiye'nin bölgeyle ticari ve diplomatik ilişkileri açısından önem taşıyor. Sanchez'in seçilmesi, Peru'nun doğal kaynak politikalarında değişime yol açabilir. Türkiye, Peru'ya makine, kimyasal ürünler ve savunma sanayi ürünleri ihraç ediyor; ayrıca Peru bakırı ithal ediyor. Yeni hükümetin madencilik politikaları, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımlarını etkileyebilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik açılım politikası kapsamında Peru ile ilişkileri geliştirme çabaları, seçim sonucuna bağlı olarak yeni bir ivme kazanabilir. Bölgesel istikrar ve yatırım ortamı, Türk iş dünyası için yakından takip edilmelidir.