Peru'da 6 Haziran Pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesinde, sol görüşlü aday Roberto Sanchez'in oy oranını artırdığı ancak muhafazakar rakibi Keiko Fujimori ile arasındaki farkın istatistiksel olarak eşit olduğu belirtiliyor. Ipsos Peru tarafından 31 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre, Sanchez oyların yüzde 50,3'ünü alırken, Fujimori yüzde 49,7'de kaldı. Anketin hata payı ise yüzde 2,2 olarak açıklandı. Bu sonuçlar, seçimin kaderini belirleyecek olan kararsız seçmenlerin tercihlerine bağlı olarak değişebilecek bir tablo ortaya koyuyor.
Seçimin arka planı ve adayların profili
Peru, son yıllarda siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk skandallarıyla sarsılmış bir ülke. 2016'dan bu yana dört farklı cumhurbaşkanı görev yaptı ve ülke şu anda COVID-19 pandemisinin etkileriyle boğuşuyor. Ekonomik durgunluk, artan işsizlik ve sağlık sisteminin yetersizliği, seçmenlerin öncelikli sorunları arasında yer alıyor.
Roberto Sanchez, Peru'nun sol kanadını temsil eden ve devletçi bir ekonomi politikası öneren bir isim. Eski bir öğretmen ve sendika lideri olan Sanchez, seçim kampanyasında yoksullukla mücadele, sağlık hizmetlerine erişim ve eğitim reformu gibi konulara odaklandı. Özellikle kırsal kesimde ve yoksul bölgelerde destek bulan Sanchez, Peru'nun doğal kaynaklarının millileştirilmesi ve yabancı yatırımların daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor.
Keiko Fujimori ise eski Cumhurbaşkanı Alberto Fujimori'nin kızı ve muhafazakar bir siyasetçi. Fujimori, babasının 1990-2000 yılları arasındaki otoriter yönetimine atıfta bulunarak, güvenlik ve ekonomik istikrar vaat ediyor. Ancak, babasının insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanması, Keiko Fujimori'nin seçim şansını olumsuz etkiliyor. Kendisi de hakkında açılmış yolsuzluk davaları bulunan Fujimori, bu süreçte adalet sistemini hedef alan söylemleriyle eleştiriliyor.
Seçimin bölgesel ve küresel boyutu
Peru seçimleri, Latin Amerika'da sol hareketlerin yükselişe geçtiği bir dönemde gerçekleşiyor. Şili, Bolivya ve Arjantin'de sol eğilimli liderlerin iktidara gelmesi, bölgede ideolojik bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Sanchez'in zaferi, Peru'da da benzer bir dönüşümü tetikleyebilir ve ülkeyi Venezuela ve Küba gibi sol rejimlerle ilişkilendirebilir. Öte yandan, Fujimori'nin galibiyeti, serbest piyasa ekonomisini ve ABD ile yakın ilişkileri devam ettirme anlamına gelecek.
Küresel açıdan Peru, dünyanın en büyük bakır üreticilerinden biri olarak Çin ve ABD için stratejik öneme sahip. Sanchez'in doğal kaynaklar üzerinde daha fazla devlet kontrolü öngören politikaları, yabancı yatırımcıları tedirgin ediyor. Özellikle Çinli şirketler, Peru'daki maden yatırımlarından endişe duyuyor. Seçim sonucu, Peru'nun dış ticaret ve yatırım politikalarını doğrudan etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru seçimleri, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika'daki siyasi gelişmelerin küresel dengeler üzerindeki etkisi dolaylı olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Peru'nun sol bir yönetime geçmesi, bölgede ABD karşıtı bloklaşmayı güçlendirebilir ve bu da Türkiye'nin Latin Amerika ile ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ticari ve diplomatik bağlarını geliştirmeye çalışıyor. Sanchez'in zaferi, Türkiye'nin Peru ile yapacağı anlaşmalarda devletçi bir muhatap bulması anlamına gelebilir. Ancak, her iki adayın da Türkiye ile ilişkiler konusunda net bir vizyonu bulunmuyor. Seçim sonrası Peru'nun iç siyasetindeki istikrar, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politika hedefleri açısından takip edilmesi gereken bir konu.