Peru, 6 Haziran Pazar günü yapılacak başkanlık seçimlerinin ikinci turu öncesinde, ülkenin otoriter geçmişinin gölgesinde kalan sert ve kıl payı bir yarışa tanıklık ediyor. Muhafazakar aday Keiko Fujimori ile solcu Roberto Sanchez, 3 Haziran Perşembe günü başkent Lima'da düzenledikleri mitinglerle son kez seçmenlerin karşısına çıktı. Seçim kampanyası, artan suç oranları ve siyasi istikrarsızlığa duyulan öfkenin gölgesinde geçti. Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin 1990-2000 yılları arasındaki otoriter yönetiminin mirasıyla mücadele ederken, Sanchez ise ülkenin derin ekonomik ve sosyal sorunlarına radikal çözümler vaat ediyor. Anketler, iki aday arasındaki farkın yüzde 1-2 civarında olduğunu gösteriyor.
Otoriter geçmişin gölgesinde bir seçim
Keiko Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin 2009 yılında insanlığa karşı suçlardan 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından, siyasi kariyerine rağmen bu mirastan kurtulmayı başaramadı. Alberto Fujimori'nin görev süresi boyunca uyguladığı sert yöntemler ve yolsuzluklar, hala birçok Perulu için acı bir hatıra. Ancak Keiko Fujimori, babasının ekonomi politikalarının başarılı olduğunu savunarak, suçla mücadele ve ekonomik reform vaatleriyle seçmenleri kazanmaya çalışıyor. Diğer taraftan, eski bir öğretmen olan Roberto Sanchez, uçuk vaatleriyle dikkat çekiyor: Maden şirketlerini kamulaştırma, anayasayı yeniden yazma ve ekonomiyi devlet kontrolüne alma sözü veriyor. Sanchez'in popülist söylemleri, özellikle kırsal kesimde ve yoksul bölgelerde karşılık buluyor.
Seçim kampanyası boyunca her iki aday da birbirlerini ağır suçlamalarla eleştirdi. Fujimori, Sanchez'i komünist ve ekonomiyi mahvedecek biri olarak nitelerken, Sanchez ise Fujimori'yi babasının otoriter rejiminin bir devamı olarak tanımlıyor. Bu kutuplaşma, Peru'nun zaten kırılgan olan demokratik kurumlarını daha da zorluyor. Ülkede son yıllarda dört farklı cumhurbaşkanı görev yaptı ve siyasi krizler, yolsuzluk skandallarıyla iç içe geçti. Seçim sonucu ne olursa olsun, yeni başkanın bu istikrarsızlıkla baş etmesi gerekecek.
Bölgesel ve küresel boyut
Peru seçimlerinin sonucu, Latin Amerika'da sol dalganın yükselişi veya gerilemesi açısından belirleyici olabilir. Sanchez'in zaferi, bölgede sol eğilimli hükümetlerin sayısını artırırken, Fujimori'nin zaferi ise muhafazakar ve piyasa yanlısı politikaların güçlenmesine yol açabilir. Peru, dünyanın en büyük bakır üreticilerinden biri olduğu için, seçim sonucu küresel emtia piyasalarını da etkileyebilir. Sanchez'in madencilik sektörünü kamulaştırma planları, uluslararası yatırımcılar için büyük bir risk oluşturuyor. Öte yandan, Fujimori'nin serbest piyasa yanlısı politikaları ise yabancı yatırımı teşvik edebilir. ABD ve Çin, Peru'nun en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor ve her iki ülke de seçim sonucunu yakından izliyor. Ayrıca, Peru'nun Venezuela ve Küba ile ilişkileri de seçim sonucuna bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru, Türkiye'nin Latin Amerika'daki önemli ticaret ortaklarından biridir. 2020 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 300 milyon dolar seviyesindeydi. Seçim sonucu, özellikle savunma sanayii ve madencilik alanındaki işbirliklerini etkileyebilir. Sanchez'in kamulaştırma politikaları, Türk madencilik şirketlerinin Peru'daki yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Fujimori'nin zaferi, mevcut ticari ilişkilerin devamı açısından daha olumlu bir tablo çiziyor. Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ağırlığını artırma çabaları göz önüne alındığında, Peru'daki siyasi istikrar, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesi için kritik önem taşıyor.