Peru'da dün gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin ikinci turunda, kamuoyu araştırma şirketi Ipsos'un yayımladığı erken sayım sonuçlarına göre adaylar arasında neredeyse eşit bir yarış yaşanıyor. Ipsos temsilcileri, sayımın şu anki durumunda sağcı aday Roberto Sanchez'in oyların yüzde 50.3'ünü, muhafazakâr rakibi Keiko Fujimori'nin ise yüzde 49.7'sini aldığını açıkladı. Şirket, iki aday arasındaki bu farkın istatistiksel hata payı içinde olduğunu ve kesin sonucun henüz belli olmadığını vurguladı. Sandıkların kapanmasının ardından başkent Lima'da başlayan sayım sürecinde yaklaşık 25 milyon seçmen oy kullandı.
Seçimin arka planı
Peru, son yıllarda birbirini izleyen siyasi krizler ve yolsuzluk skandallarıyla sarsılıyor. Ülkede 2016 seçimlerinden bu yana dört farklı cumhurbaşkanı görev yaptı. Mevcut süreçte eski cumhurbaşkanlarından Alejandro Toledo, Ollanta Humala ve Pedro Pablo Kuczynski yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanırken, eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori de insanlığa karşı suçlardan cezaevinde bulunuyor. Keiko Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin siyasi mirasını sürdüren bir figür olarak öne çıkarken, kendisi de ayrıca yolsuzluk soruşturması geçirmişti. Roberto Sanchez ise merkez sağda konumlanan ve popülist söylemleriyle dikkat çeken bir isim. Seçim kampanyasında yolsuzlukla mücadele ve ekonomik istikrar vaatleri ön plandaydı.
Ipsos'un sayımı, seçimin galibinin ancak birkaç gün içinde netleşebileceğini gösteriyor. Her iki adayın da oy oranları yüzde 50'nin üzerinde, ancak farkın düşük olması nedeniyle resmi sonuçlar gelene kadar itiraz süreçleri yaşanması bekleniyor. Gözlemciler, özellikle kırsal bölgelerdeki sandıklardan gelecek oyların dengeleri değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Peru'nun bu seçimleri, Latin Amerika genelinde sağ ve sol kanat arasındaki mücadelenin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkelerde de benzer siyasi kutuplaşmalar yaşanıyor. Peru ekonomisi, pandemi sonrası yavaş toparlanma sürecinde ve yatırımcılar bu seçimin ekonomik politikalara yansımasını yakından takip ediyor. Her iki aday da piyasa dostu olarak görülse de, Sanchez'in altyapı yatırımları ve madencilik sektörüne yönelik vaatleri, Fujimori'nin ise güvenlik ve yargı reformu konusundaki söylemleri öne çıkıyor. Küresel ölçekte ise Peru'nun iklim değişikliği, Amazon ormanlarının korunması ve Çin ile olan ticari ilişkileri gibi konulardaki pozisyonu belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçim sonucu, Türkiye'nin Latin Amerika ile ticari ve diplomatik ilişkileri açısından önem taşıyor. İki ülke arasında 2019'da imzalanan ticaret anlaşması kapsamında savunma sanayii, tarım ve enerji alanlarında iş birliği geliştirilmeye çalışılıyor. Türk Eximbank'ın Peru'ya açtığı kredi hatları ve TAV gibi şirketlerin Lima havalimanı projesi, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendiriyor. Seçim sonucunda ekonominin yönü ve yabancı yatırım politikaları, Türk şirketlerinin Peru'daki faaliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki yükselen diplomatik ağırlığı göz önüne alındığında, Peru gibi önemli bir ülkeyle ilişkilerin devamı, Ankara'nın çok kutuplu dış politika stratejisi için kıymetlidir.