Peru'da 7 Haziran'da düzenlenecek başkanlık seçiminin ikinci turunda, solcu aday Roberto Sanchez ile muhafazakar Keiko Fujimori karşı karşıya geliyor. Nisan ayındaki ilk turda hiçbir adayın yüzde 50 barajını aşamaması nedeniyle seçim ikinci tura kaldı. İlk turun sonuçları ise ancak bir ay süren itiraz ve sayım sürecinin ardından onaylandı. Bu durum, ülkede seçim güvenliği ve siyasi istikrar konusundaki endişeleri artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Peru, son yıllarda siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk skandallarıyla sarsılan bir ülke. Eski başkanların yargılandığı, hükümetlerin sık sık değiştiği bir ortamda, 2026 seçimleri halkın değişim taleplerini yansıtıyor. Solcu aday Roberto Sanchez, yoksul kesimlerin oylarını alarak ekonomi politikalarında devlet müdahalesini artırmayı vaat ediyor. Keiko Fujimori ise babası Alberto Fujimori'nin otoriter yönetimine atıfla adaletsizlik suçlamalarıyla karşı karşıya. Seçim kampanyası boyunca iki aday arasındaki kutuplaşma, toplumu derinden böldü.
İlk turda yaşanan gecikme, seçim sistemine olan güveni zedelerken, uluslararası gözlemciler sürecin şeffaflığını sorguladı. Özellikle kırsal bölgelerde oy sayımındaki aksaklıklar, sonuçlara itirazları beraberinde getirdi. Nihayetinde seçim kurulu, bir ay süren çalışmanın ardından ilk tur sonuçlarını onayladı ve ikinci tur tarihini belirledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Peru seçimleri, Latin Amerika'da yükselen sol dalga ve sağ kanadın tepkisi arasında bir test niteliği taşıyor. Sanchez'in zaferi, Venezuela ve Bolivya'daki sol yönetimlerle uyumlu bir dış politika izlenebileceği anlamına gelirken, Fujimori'nin kazanması ABD ve uluslararası piyasalarla yakın ilişkilerin devamını sağlayacak. Ayrıca Peru, Çin'in Latin Amerika'daki en büyük yatırım hedeflerinden biri olduğu için, seçim sonucu Pekin'in bölgedeki etkisini de belirleyecek.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Peru bakır gibi stratejik madenlerde küresel arzın önemli bir bölümünü karşılıyor. Sanchez'in madencilik sektöründe devlet kontrolünü artırma vaatleri, yabancı yatırımcılar için belirsizlik yaratıyor. Fujimori ise serbest piyasa yanlısı politikalarıyla iş dünyasının desteğini alıyor. Bu nedenle seçim, küresel emtia piyasalarında da yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru seçimlerinin Türkiye ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamakla birlikte, Latin Amerika'daki siyasi yönelimler küresel dengeleri etkileyebilir. Peru'nun sol bir yönetime geçmesi, bölgede ABD karşıtı cepheyi güçlendirebilir ve Çin'in etki alanını genişletebilir. Bu durum, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzenindeki manevra alanını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Peru ile ticari ilişkilerini geliştirme potansiyeline sahip olduğundan, istikrarlı bir Peru ekonomisi Ankara'nın çıkarına olacaktır.