Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki toprak taleplerine ilişkin Lahey Daimi Hakemlik Mahkemesi'nin 2016 yılında verdiği kararı reddetmesinin üzerinden on yıl geçerken, Pekin yönetiminin bölgede inşa ettiği yapay adalar ve askeri tesisler, uluslararası hukuk ile jeopolitik gerçeklik arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Çin, Spratly Adaları'nda (Filipinler'in tayin ettiği adalar) yedi yapay ada oluşturarak bunları hava alanları, radar sistemleri, limanlar ve füze rampalarıyla donattı. Bu strateji, Pekin'in 'adaların kontrolü' politikası olarak biliniyor ve Asya-Pasifik'te güç dengesini köklü biçimde değiştiriyor.
Lahey kararı ve uluslararası hukuka meydan okuma
2016 yılında Lahey Daimi Hakemlik Mahkemesi, Filipinler'in başvurusu üzerine Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki 'dokuz çizgi' talebinin uluslararası hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Mahkeme, Çin'in yapay ada inşaatlarının deniz çevresine zarar verdiğini ve bölgedeki denizciliği tehdit ettiğini belirtti. Ancak Çin, kararı 'yok hükmünde' sayarak tanımadı ve bölgedeki askeri varlığını artırdı.
Kararın ardından Çin, Spratly Adaları'ndaki Fiery Cross, Subi Reef ve Mischief Reef gibi resiflerde büyük çaplı inşaatlara girişti. Bugün bu adalarda 3.000 metre uzunluğunda pistler, yeraltı hangarları, uzun menzilli radar ve hava savunma sistemleri bulunuyor. Pekin, bu tesisleri 'egemenlik hakkı' olarak nitelendirirken, ABD ve müttefikleri 'güç kullanarak statüko değiştirme' olarak değerlendiriyor.
Bölgesel rekabet ve ABD'nin yanıtı
Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetleri, ABD'nin 'özgür ve açık Hint-Pasifik' stratejisiyle doğrudan çatışıyor. Washington, uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğü operasyonları düzenlerken, Filipinler, Vietnam ve Malezya gibi talep sahibi ülkeler Çin'in baskısı altında. Özellikle Filipinler, Manila'nın askeri üslerine erişimini genişleten yeni anlaşmalarla ABD'ye daha fazla dayanıyor. Ancak Çin, ekonomik bağımlılık ve diplomasi yoluyla bazı komşularını yanına çekmeyi başardı. Kamboçya ve Laos gibi ülkeler, Çin'in bölgedeki altyapı yatırımları nedeniyle Pekin'in pozisyonunu destekliyor.
Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'ne göre, Çin'in yapay adaları, Tayvan ve Filipinler arasındaki kritik deniz yollarını kontrol altına almasını sağlıyor. Ayrıca, bölgenin zengin balıkçılık kaynakları ve potansiyel petrol-doğalgaz yatakları üzerinde hak iddia etmeyi kolaylaştırıyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda Çin'in 'adalar zinciri' stratejisini Malakka Boğazı'na kadar genişletebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'nde doğrudan toprak talebi olmasa da, bölgedeki gelişmeler 'Mavi Vatan' doktrini açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Çin'in uluslararası mahkeme kararlarını tanımadan fiili egemenlik kurması, Doğu Akdeniz'de benzer durumda olan Türkiye'nin uluslararası hukuk tartışmalarındaki pozisyonunu güçlendirebilir. Öte yandan, Çin'in artan askeri varlığı, küresel tedarik zincirleri için hayati önem taşıyan deniz yollarının güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, Asya-Pasifik'teki bu güç dengesi değişimini yakından izlemeli ve Hint-Pasifik stratejisini buna göre şekillendirmelidir.