Papa Francis, ABD ve İran arasında son dönemde artan karşılıklı saldırıların 'savaş rüzgarlarını' körüklediği uyarısında bulunarak taraflara diyalog ve diplomasi çağrısı yaptı. Vatikan'dan yapılan yazılı açıklamada, Papa'nın 'şiddet sarmalının bölgesel barışı tehdit ettiğini' vurguladığı ve uluslararası toplumu itidale davet ettiği belirtildi. Açıklamada, 'Kutsal Baba, tüm tarafları diyalog ve diplomasi yoluna dönmeye çağırıyor; savaş asla bir çözüm değildir' ifadeleri yer aldı.
Gerginliğin arka planı: Son saldırılar ve askeri hareketlilik
ABD ile İran arasındaki gerginlik, son haftalarda İran destekli milis gruplarının Irak ve Suriye'de ABD hedeflerine yönelik saldırılarının artmasıyla yeniden alevlendi. ABD, misilleme olarak İran destekli gruplara ait mevzilere hava saldırıları düzenlerken, İran yönetimi de 'sert bir yanıt' sinyali verdi. Bu karşılıklı hamleler, bölgede geniş çaplı bir çatışma endişelerini beraberinde getirdi. Papa’nın çağrısı, tam da bu tırmanışın zirve yaptığı bir dönemde geldi. Vatikan, daha önce de Ukrayna savaşı başta olmak üzere birçok uluslararası krizde arabuluculuk rolü üstlenmişti, ancak İran-ABD gerginliğinde doğrudan bir girişimde bulunmamıştı.
İran Dışişleri Bakanlığı, Papa'nın açıklamasına henüz resmi bir yanıt vermezken, Tahran yönetiminin 'meşru müdafaa hakkını' saklı tuttuğu biliniyor. ABD cephesinde ise Biden yönetimi, 'İran'ın saldırganlığına karşı caydırıcılığı sürdürme' söylemini koruyor. Ancak Washington'dan bazı kaynaklar, Beyaz Saray'ın da tam ölçekli bir savaştan kaçınmak istediğini ancak itibar kaybı yaşamamak için askeri seçenekleri masada tuttuğunu ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da yeni bir sıcak çatışma mı?
Ortadoğu, son yıllarda İsrail-Filistin çatışması ve Yemen iç savaşı gibi krizlerle sarsılırken, ABD-İran gerginliğinin yeni bir cephe açması bölge ülkelerini tedirgin ediyor. Irak, özellikle ABD üslerine yönelik saldırılarda kullanılan topraklarının hedef haline gelmesi nedeniyle endişeli. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, tansiyonun düşmesi için dolaylı diplomatik kanalları zorluyor. Petrol fiyatları ise krizin derinleşmesi halinde yeni bir şoka hazır olunduğu sinyallerini veriyor.
Küresel aktörler de bölünmüş durumda. Çin ve Rusya, İran'a verdikleri destekle bilinirken, Avrupa Birliği daha çok diplomatik çözüm arayışında. Papa'nın çağrısı, bu kutuplaşmış ortamda 'insani bir ses' olarak değerlendiriliyor. Ancak Vatikan'ın somut bir girişimi olmadığı sürece çağrının sembolik kalabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Irak ve Suriye'de askeri varlığı bulunan Ankara, bu ülkelerdeki olası bir ABD-İran çatışmasının güvenlik dengelerini sarsmasından endişe ediyor. Ayrıca Türkiye, İran'la enerji ve ticaret bağlantılarına sahip. Gerginlik, doğalgaz ve petrol akışını kesintiye uğratabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki krizlerde arabuluculuk teklif etmişti. Papa'nın çağrısı, Türkiye'nin 'bölgesel istikrar için diplomasi' vurgusuyla örtüşüyor. Ancak Ankara'nın NATO üyesi olması ve ABD'yle ittifakı, İran'la ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor.