ABD merkezli teknoloji devi Palantir Technologies'in, İngiltere'nin kamusal sağlık hizmeti NHS (Ulusal Sağlık Hizmeti) için geliştirdiği yazılım, kronik hasta bekleme listelerine çare olarak lanse edilse de, şirket için bir sancı noktası haline geldi. Palantir'in veri analizi platformu, hastane randevularından ameliyat planlamasına kadar geniş bir alanda kullanılırken, eleştirmenler yazılımın veri gizliliği ihlalleri, maliyet artışı ve kamu yararına aykırı olduğunu savunuyor. İngiliz basınında çıkan haberler, Palantir'in NHS ile olan sözleşmesinin yenilenme sürecinde siyasi baskılarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Palantir ve NHS: Bir Aşk-Nefret İlişkisi
Palantir, 2021 yılında NHS ile COVID-19 veri yönetimi için geçici bir sözleşme imzaladı. Pandemi sonrası bu sözleşme, 330 milyon sterlinlik bir anlaşmayla kalıcı hale getirildi. Savunucular, yazılımın hastane yatak kapasitesini optimize ettiğini, ilaç stoklarını yönettiğini ve aşı dağıtımını hızlandırdığını öne sürüyor. Ancak eleştirmenler, Palantir'in veri madenciliği araçlarının hastaların özel sağlık bilgilerini risk altına soktuğunu ve şirketin ABD merkezli olması nedeniyle verilerin hangi ülkeye aktarıldığının şeffaf olmadığını belirtiyor. İngiltere Sağlık Bakanlığı, verilerin yalnızca NHS sisteminde kaldığını ve Palantir'in erişiminin sıkı denetim altında olduğunu ifade etse de, bağımsız denetçiler raporlarda şeffaflık eksikliğine dikkat çekiyor.
NHS'nin bekleme listeleri 7,7 milyon hastaya ulaştı ve bu, yazılımın etkinliğine gölge düşürüyor. Palantir'in CEO'su Alex Karp, son yatırımcı toplantısında, "NHS'nin teknoloji dönüşümünde kritik bir rol oynuyoruz," derken, muhalefet partileri yazılımın yıllık maliyetinin faydasını aştığını iddia ediyor. Özellikle İşçi Partisi kaynakları, sağlık hizmetinin özelleştirilmesine yol açacak bir adım olarak Palantir iş birliğini eleştiriyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Veri Savaşları
Palantir-NHS tartışması, sadece İngiltere'nin iç meselesi değil; aynı zamanda küresel veri egemenliği ve kamu-özel sektör ortaklıklarının sınırlarını test ediyor. ABD'li teknoloji devlerinin Avrupa ülkelerinin sağlık veritabanlarına erişimi, GDPR ve Amerikan CLOUD Yasası arasındaki çatışmayı gün yüzüne çıkarıyor. Bu bağlamda, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılması (Brexit), veri koruma mevzuatında bağımsız hareket etmesine olanak tanısa da, AB'nin Dijital Piyasalar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası gibi düzenlemelerle Avrupa pazarında faaliyet gösteren Palantir gibi şirketler üzerinde denetim kurulmasına zemin hazırlıyor.
NHS'nin Palantir'e ödediği ücretin kamu kaynaklarından karşılanması, sağlık hizmetlerinin kâr odaklı şirketlere devredilmesine yönelik endişeleri artırıyor. İngiltere'deki sivil toplum kuruluşları, bu modelin diğer ülkelerde de örnek alınabileceğini, bunun da küresel sağlık eşitsizliğini derinleştirebileceğini belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, benzer veri paylaşım anlaşmalarının hasta mahremiyetini ihlal edebileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü e-Nabız ve Tele-Sağlık gibi dijital sağlık projelerinde benzer veri yönetimi sorunlarıyla karşı karşıya. İngiltere'de Palantir üzerinden yürüyen tartışma, Türkiye'nin sağlık bilişiminde yabancı teknoloji şirketlerine bağımlılığının olası risklerini hatırlatıyor. Veri egemenliği, hasta mahremiyeti ve kamu maliyesi açısından dikkatli olunması gerekiyor. Türkiye'nin kendi milli sağlık bilişim altyapısını geliştirme çabaları, bu tür tartışmalar ışığında daha da önem kazanıyor. Ayrıca, ABD merkezli teknoloji firmalarının Avrupa sağlık sistemlerinde oynadığı rol, Türkiye'nin AB ile veri paylaşımı ve ortak sağlık projelerinde denetim mekanizmalarını güçlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor.