Pakistan ordusu, 24 Mart 2025'te Afganistan sınırından hava sahasına sızan dört insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. Taraflar arasında artan gerilimin yeni bir boyut kazandığı olay, Pakistan'ın Hayber-Pahtunhva eyaletindeki sınır bölgelerinde yaşandı. Pakistan ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamada, dronların Afganistan topraklarından fırlatıldığı ve Pakistan hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtildi. Öte yandan Afganistan'daki Taliban yönetimi, bu iddiaları yalanlamayarak, kendi hava kuvvetlerinin Pakistan toprakları içindeki DEAŞ hedeflerine yönelik bir operasyon düzenlediğini öne sürdü.
Gerilimin arka planı
Pakistan ile Afganistan arasındaki gerginlik, özellikle DEAŞ'ın bölgedeki varlığı ve sınır ötesi saldırılar nedeniyle yıllardır sürmektedir. Pakistan, Afganistan'ın sınır bölgelerinde DEAŞ militanlarına barınak sağladığını iddia ederken, Kabil yönetimi de Pakistan'ı iç işlerine karışmakla suçlamaktadır. Son olay, iki ülke arasında 2024'te yaşanan sınır çatışmalarının ardından tırmanan gerginliğin bir parçası olarak görülüyor. Pakistan ordusu, sivil yerleşimlerin hedef alınmasını önlemek için dronları erken tespit ederek düşürdüklerini ifade etti. Afganistan'daki Taliban yönetimi ise Pakistan'ı, DEAŞ kamplarına yönelik operasyonlarına destek vermemekle eleştiriyor. Bu durum, bölgedeki terörle mücadele çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Uzmanlara göre, Pakistan'ın hava savunma sistemleri son yıllarda modernize edildi ve sınırdan gelebilecek tehditlere karşı daha etkin hale getirildi. Afganistan'dan sızan dronların çoğunlukla keşif amaçlı olduğu, ancak zaman zaman saldırı dronlarıyla da karşılaşıldığı belirtiliyor. Pakistan, bu tür ihlallerin egemenlik ihlali olduğunu ve gerektiğinde karşılık verileceğini vurguluyor.
Bölgesel boyut
Pakistan-Afganistan sınırındaki bu tür olaylar, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik dinamiklerini de etkiliyor. Çin ve Hindistan gibi bölgesel güçler, gelişmeleri yakından takip ediyor. Çin, Pakistan- Afganistan sınırındaki istikrarsızlığın, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesini tehdit edebileceği endişesini taşıyor. Öte yandan Hindistan, Afganistan'daki Taliban yönetimiyle Pakistan arasındaki gerilimin kendisine stratejik avantaj sağlayabileceğini hesaplıyor. Ayrıca, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgedeki güç boşluğu, DEAŞ gibi terör örgütlerinin faaliyetlerini artırmasına neden oldu. Bu durum, Pakistan'ın sınır güvenliğini daha da zorunlu hale getirdi.
Taliban yönetimi, Pakistan'ın sınır ötesi operasyonlarına izin vermezken, kendi hava kuvvetlerinin DEAŞ'a karşı mücadelede etkin olduğunu savunuyor. Ancak bu iddialar, uluslararası toplumda şüpheyle karşılanıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Afganistan'da DEAŞ'ın 6.000 ila 8.000 militanının bulunduğu tahmin ediliyor. Pakistan, bu militanların sık sık sınırı geçerek saldırı düzenlediğini öne sürüyor. Bölgesel işbirliği mekanizmalarının yetersizliği, iki ülke arasındaki güven bunalımını derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan ile Afganistan arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, hem Pakistan ile tarihsel ve stratejik bağlara sahip hem de Afganistan'da Taliban yönetimiyle diyalog halindedir. Bölgedeki DEAŞ tehdidi, Türkiye'nin kendi iç güvenliğini de yakından ilgilendirmektedir; çünkü DEAŞ'ın Orta Asya ve Kafkaslar üzerinden Türkiye'ye yönelik potansiyel tehditleri artırabilir. Türkiye'nin bu bağlamda, iki ülke arasında arabuluculuk yaparak sınır güvenliği konusunda işbirliğini teşvik etmesi mümkündür. Ayrıca, Türkiye'nin insansız hava aracı teknolojisindeki ilerlemesi, Pakistan'ın hava savunma kapasitesine katkı sağlayabilir ve bu tür olayların önlenmesinde rol oynayabilir.