Özbekistan'da bir kadının mahalle başkanlığına aday olma çabası, ülkedeki yerel yönetim reformlarının ne kadar sınırlı kaldığını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiğini ortaya koyuyor. 35 yaşındaki Gülnara Rahimova, Taşkent'in Çilonzor semtinde bulunan mahallesinin başkanlığına aday olmak istedi ancak yerel yetkililer tarafından çeşitli engellerle karşılaştı. Bu olay, Özbekistan'ın 2017'den bu yana uygulamaya çalıştığı yerel yönetim reformlarının pratikte ne kadar başarısız olduğunu gösteriyor.
Mahalle Sisteminde Reform Söylemi ve Gerçeklik
Özbekistan'da mahalle, Sovyet döneminden kalma bir yerel yönetim birimi olup, bağımsızlık sonrası da varlığını sürdürmüştür. 2017'de Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in iktidara gelmesiyle birlikte, mahallelerin daha özerk ve katılımcı hale getirilmesi için reformlar başlatıldı. Ancak Rahimova'nın deneyimi, bu reformların kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Rahimova, adaylık başvurusunu yaptığında, yerel seçim komisyonu tarafından 'yeterli siyasi deneyime sahip olmadığı' gerekçesiyle reddedildi. Oysa aynı komisyon, erkek adayların çoğunu herhangi bir deneyim şartı aramadan kabul etmişti.
Özbekistan'da mahalle başkanları, genellikle emekli memurlar, eski polisler veya iktidardaki partinin yerel temsilcileri arasından seçiliyor. Kadınların bu pozisyonlara gelmesi neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Rahimova, adaylık sürecinde cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldığını belirterek, 'Bana bir kadının mahalle başkanı olamayacağı söylendi' dedi. Bu durum, Özbekistan'ın toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki uluslararası taahhütlerine rağmen, yerel düzeyde hala ciddi bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
Yerel İktidarın Direnci ve Küresel Bağlam
Rahimova'nın yaşadığı engeller, sadece bireysel bir vakadan ibaret değil. Özbekistan genelinde kadınların siyasi katılımı oldukça düşük. Parlamentoda kadın temsili yüzde 20 civarında olsa da, yerel yönetimlerde bu oran yüzde 5'in altına düşüyor. Bu durum, Özbekistan'ın BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'ne (CEDAW) verdiği taahhütlerle çelişiyor. Uluslararası toplum, Özbekistan'daki reform sürecini yakından izliyor ancak yerel düzeydeki bu tür engeller, ülkenin demokratikleşme iddialarını zora sokuyor.
Bölgesel bağlamda, Özbekistan'ın komşuları olan Kazakistan ve Kırgızistan'da yerel yönetimlerde kadın temsili daha yüksek. Örneğin, Kazakistan'da mahalle muhtarlarının yüzde 12'si kadın iken, Özbekistan'da bu oran yüzde 2'yi geçmiyor. Bu fark, Özbekistan'daki ataerkil yapının reformlara rağmen ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Rahimova'nın başvurusunun reddedilmesi, sadece bir adayın değil, tüm kadınların siyasi katılımının önündeki yapısal engelleri yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Özbekistan'daki bu gelişme, Türkiye'nin Orta Asya politikası açısından önemli ipuçları barındırıyor. Türkiye, Özbekistan'la ekonomik ve kültürel bağlarını güçlendirirken, demokratik reformlar konusunda da teşvik edici bir rol üstleniyor. Ancak Rahimova vakası, reformların yüzeysel kaldığını ve yerel düzeyde ciddi bir dirençle karşılaştığını gösteriyor. Türkiye, kendi yerel yönetim deneyimleri (muhtarlık sistemi) ve kadınların siyasi katılımını artırma çabalarıyla (örneğin, kadın muhtar sayısının artırılması) Özbekistan'a model olabilir. Ayrıca, Türk iş dünyasının Özbekistan'daki yatırımları, yerel yönetimlerle işbirliğini gerektiriyor; bu nedenle kadınların yerel siyasette daha fazla yer alması, ekonomik kalkınmayı da olumlu etkileyebilir. Türkiye'nin bu tür vakaları gündeme taşıması, hem ikili ilişkilerde hem de uluslararası platformlarda Özbekistan'da reformların derinleştirilmesine katkı sağlayabilir.