İsrail, Özbekistan'dan gelen işgücü göçü tartışmalarında nadiren adı geçen bir ülke olmasına rağmen, son yıllarda binlerce Özbek vatandaşı için sessiz sedasız önemli bir varış noktası haline geldi. Resmi verilere göre İsrail'de kayıtlı Özbek işçi sayısı 2023 itibarıyla 7 bin civarında seyrediyor ancak uzmanlar, kayıt dışı çalışanlarla birlikte bu sayının 15 bine kadar çıkabileceğini tahmin ediyor. Özbek işçiler, özellikle inşaat, tarım ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşmış durumda. İsrail'in yüksek ücretleri ve nispeten istikrarlı çalışma koşulları, Özbekistan'daki işsizlik ve düşük maaşlarla birleşince bu ülkeyi cazip kılıyor.
Arka plan: Özbekistan'dan İsrail'e işgücü akışı
Özbekistan, bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından bu yana kronik işsizlik ve yetersiz istihdam sorunlarıyla mücadele ediyor. 35 milyona yaklaşan nüfusunun önemli bir kısmı yurt dışında çalışmak zorunda kalıyor. Resmi tahminlere göre 2 ila 3 milyon Özbek vatandaşı yurt dışında çalışıyor; bunların büyük çoğunluğu Rusya ve Kazakistan'da bulunuyor. Ancak son yıllarda Orta Doğu ülkeleri, özellikle İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, Özbek işçiler için alternatif destinasyonlar olarak öne çıkıyor. İsrail, diğer bölge ülkelerine kıyasla daha yüksek ücretler ve nispeten daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla dikkat çekiyor.
İsrail'e işçi göçü, 1990'larda başlayan ikili anlaşmalarla hız kazandı. Özbekistan ve İsrail arasında 1994 yılında imzalanan işgücü anlaşması, her yıl binlerce Özbek'in çalışma vizesiyle İsrail'e gitmesine olanak tanıyor. Özellikle inşaat sektöründe talep yüksek; İsrail'deki inşaat patlaması, vasıflı ve vasıfsız işçi ihtiyacını artırıyor. Özbek işçiler, genellikle aracı firmalar aracılığıyla işe alınıyor ve yıllık 12 bin ila 15 bin dolar arasında maaş alıyor. Bu rakam, Özbekistan'daki ortalama yıllık gelirin (yaklaşık 2 bin dolar) çok üzerinde.
Bölgesel ve küresel boyut
Özbek işçilerin İsrail'e yönelmesi, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda bölgesel işgücü piyasalarının dönüşümü açısından da önem taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Rus ekonomisinde yaşanan daralma, Özbek işçilerin alternatif pazarlar arayışını hızlandırdı. Özbekistan hükümeti de işçi gelirlerinin ülkeye döviz girişi sağlaması nedeniyle bu süreci destekliyor. Dünya Bankası verilerine göre, Özbekistan'a gelen işçi dövizleri, GSYİH'nın yaklaşık %15'ini oluşturuyor. İsrail'in yanı sıra Güney Kore, Japonya ve Avrupa ülkelerine yönelik işgücü göçü de artıyor.
Öte yandan, İsrail'deki Özbek işçilerin karşılaştığı zorluklar da mevcut. Dil engeli, kültürel farklılıklar ve bazı durumlarda ayrımcılık, entegrasyonu güçleştiriyor. Ayrıca, 2023'te Gazze'de yaşanan çatışmalar, işçilerin güvenlik endişelerini artırdı. Ancak yine de çoğu Özbek işçi, daha yüksek gelir ve birikim yapma fırsatı nedeniyle İsrail'de kalmayı tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Özbekistan'dan İsrail'e yönelen işgücü akışı, Türkiye'nin de benzer bir role soyunabileceğini gösteriyor. Türkiye, Özbek işçiler için potansiyel bir hedef ülke olabilir; ancak mevcut durumda Özbek işçilerin Türkiye'ye ilgisi sınırlı. Bununla birlikte, bölgede artan işçi hareketliliği, Türkiye'nin işgücü piyasasını da etkileyebilir. Özellikle inşaat ve tekstil gibi sektörlerde Özbek işçilerin varlığı, ücretler üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, İsrail-Özbekistan işgücü ilişkisi, Türkiye'nin Orta Asya'da artan ekonomik ve diplomatik nüfuzu bağlamında bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, bu tür işbirliklerini inceleyerek kendi işgücü politikalarını şekillendirebilir.