Ortadoğu'da artan jeopolitik gerilim, küresel doğal gaz piyasasında fiyatları yukarı iterken, Pakistan ve Bangladeş yıllardır görmedikleri seviyelerde pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) almak zorunda kaldı. İki güney Asya ülkesi, son haftalarda spot piyasadan yaptıkları alımlarla bütçelerini zorlayan en yüksek fiyatlarla karşı karşıya. Bu durum, hem hükümetlerin mali dengelerini sarsıyor hem de her iki ülkeyi aşırı soğutulmuş bu yakıta olan bağımlılıklarını yeniden düşünmeye itiyor. Enerji analistleri, İran'ın devreye girmesiyle birlikte Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişelerinin artmasının, LNG tanker rotalarını ve sigorta primlerini olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Krizi tetikleyen faktörler
Pakistan ve Bangladeş, yıllık doğal gaz ihtiyaçlarının önemli bir kısmını uzun vadeli kontratlar yerine spot piyasadan karşılıyor. Bu esneklik, fiyatların düşük olduğu dönemde avantaj sağlarken, arz sıkışıklığında büyük bir dezavantaja dönüşüyor. Ortadoğu'da İsrail-Hamas çatışmasının yayılması ve İran'ın dolaylı müdahalesi, başta Katar olmak üzere bölge üreticilerinin LNG sevkiyatlarını geciktirmesine veya rotalarını değiştirmesine yol açtı. Özellikle Pakistan, kış aylarında elektrik üretimi ve sanayi için gerekli olan gazı temin etmekte zorlanırken, Bangladeş ise döviz rezervlerinin erimesiyle karşı karşıya. Bloomberg'in derlediği verilere göre, her iki ülke de Nisan 2024 itibarıyla MMBtu başına 14-16 dolar aralığında spot LNG alımı yapmak zorunda kaldı; bu rakam, 2023 ortalamasının neredeyse iki katı. Yetkililer, bu yüksek maliyet nedeniyle enerji faturalarını dengelemek için elektrik tarifelerine zam yapmak veya sübvansiyonları kesmek zorunda kalacaklarını sinyalini veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan ve Bangladeş'in yaşadığı bu enerji krizi, gelişmekte olan ülkelerin jeopolitik risklere ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İki ülke de enerji ithalatına bağımlı ve döviz darboğazı yaşıyor. Özellikle Bangladeş, Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan enerji fiyatlarındaki artışın ardından IMF'den 4,7 milyar dolarlık kredi almıştı. Şimdi ise Ortadoğu kaynaklı yeni fiyat şoku, ülkenin dış dengesini daha da kırılgan hale getiriyor. Pakistan ise Çin'den aldığı yardımlara rağmen artan enerji maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor. Bu kriz, aynı zamanda Asya'nın diğer gelişmekte olan ekonomileri için de bir uyarı niteliği taşıyor LNG altyapısına yatırım yapmayan veya yeterli depolama kapasitesine sahip olmayan ülkeler, bu tür jeopolitik şoklarda ağır bedeller ödeyebilir. Uzun vadede, Pakistan ve Bangladeş'in enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi (yenilenebilir enerji, nükleer, yerel gaz) ve uzun vadeli kontratlarla spot piyasa riskini azaltması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkilenmese de, küresel LNG piyasasındaki fiyat dalgalanmalarına karşı hassastır. Türkiye, uzun vadeli kontratlar ve FSRU gemileriyle depolama kapasitesini artırarak spot piyasa risklerini kısmen yönetebilmektedir. Ancak Ortadoğu'daki gerilimin sürmesi, Türkiye'nin en önemli gaz tedarikçilerinden olan Katar ve İran'dan sevkiyatları da etkileyebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji arz güvenliği stratejisinde alternatif kaynaklar (örneğin Doğu Akdeniz gazı) ve yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Bölgesel bir enerji merkezi olma hedefi doğrultusunda, Türkiye'nin bu tür krizlere karşı altyapı ve diplomatik esnekliğini koruması kritik önem taşımaktadır.