Uluslararası ilişkiler uzmanı Theresa Sabonis-Helf, Kazakistan ve Özbekistan’ın, geleceğin endüstrileri için gerekli su kaynaklarını henüz planlamaya başlamadığını belirtti. “Bu ülkelerin yeni nesil endüstrilerin su ihtiyaçlarıyla gerçekten uğraştığına dair kanıt görmüyorum” diyen Sabonis-Helf, Orta Asya’da yaklaşan bir su krizine işaret ediyor. Bölge, iklim değişikliği ve hızlı sanayileşme baskısı altında.
Gelişmenin Arka Planı
Sabonis-Helf’in yorumları, Georgetown Üniversitesi’nin yayımladığı bir raporda yer aldı. Rapora göre, Kazakistan ve Özbekistan ekonomileri büyürken su tüketimi de hızla artıyor. Tarım, mevcut suyun büyük kısmını kullanıyor ancak madencilik, imalat ve enerji sektörleri de giderek daha fazla su talep ediyor. Uzman, mevcut su altyapısının Sovyet döneminden kalma olduğunu ve modern ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu vurguluyor.
Özellikle Sirderya ve Ceyhun nehirleri, bölgenin can damarı. Ancak bu nehirler üzerindeki baraj projeleri ve aşırı kullanım, su seviyelerini kritik derecede düşürüyor. Aral Gölü’nün kuruması, bu sorunun en çarpıcı örneği olarak gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Su kıtlığı, sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir sorun. Kazakistan ve Özbekistan, suyun büyük kısmını komşu Kırgızistan ve Tacikistan’dan akarsularla alıyor. Bu durum iki ülkeyi su diplomasisine mecbur bırakıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin eriyen buzullar ve azalan yağışlarla bölgeyi daha kurak hale getireceğini tahmin ediyor. Bu da enerji üretimi (hidroelektrik) ve tarımda verimlilik kaybına yol açacak. Çin’in Kuşak ve Yol girişimi kapsamında bölgeye yaptığı yatırımlar, su talebini daha da artıracak yeni endüstriler getiriyor.
Uluslararası toplum, Orta Asya’daki su krizinin, Afganistan’daki istikrarsızlıkla birleşerek bölgesel istikrarı tehdit edebileceğini belirtiyor. Su kaynakları üzerindeki rekabet, sınır anlaşmazlıklarını derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Asya ülkeleriyle tarihi ve kültürel bağları nedeniyle bu gelişmeleri yakından izliyor. Türk iş dünyası, özellikle Kazakistan ve Özbekistan’da enerji, inşaat ve tarım sektörlerinde aktif. Su kıtlığı, bu yatırımların sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, su yönetimi ve teknolojileri konusunda birikimini Orta Asya ülkeleriyle paylaşarak bölgesel bir aktör olarak öne çıkabilir. Türkiye’nin kendi su sorunları da göz önüne alındığında, bu iş birliği karşılıklı fayda sağlayabilir. Kriz, Türk dış politikası için bir iş birliği fırsatı olarak değerlendirilmeli.