Gelişmekte olan ülkelerde organ nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artarken, hükümetler sıklıkla kapsamlı yasal reformlar gibi karmaşık çözümlere yöneliyor. Ancak Tunus’un deneyimi, çok daha basit bir ilk adımın işe yaradığını gösteriyor: Doktorların nakil sistemini anlattığı ve insanların korkularını paylaştığı farkındalık seansları.
Tunus Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkede organ bağışı oranı 2015'te milyon nüfus başına 5 iken, 2020'de bu rakam 15'e yükseldi. Bu artışta, ölen kişilerin organlarının bağışlanmasına yönelik toplumsal kabulün artması etkili oldu.
Tunus modeli: Farkındalık seansları
Tunus’ta 2014 yılında başlatılan bir program kapsamında, hastanelerde ve kamu binalarında düzenli olarak bilgilendirme oturumları yapılıyor. Bu oturumlarda doktorlar, organ nakli sürecini tıbbi ve hukuki yönleriyle anlatıyor. Katılımcılar ise dini inançları, ölüm korkusu veya organ ticareti endişesi gibi konularda sorular soruyor. Tunus Ulusal Organ Nakli Merkezi'nden Dr. Mehdi Ben Osman, “En büyük engel bilgi eksikliği değil, güvensizlik” diyerek bu seansların önemine vurgu yapıyor. Programın başarısı, yalnızca eğitim değil, aynı zamanda toplumla diyalog kurmayı da içeriyor.
Küresel organ krizi ve çözüm arayışları
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her yıl yaklaşık 130 bin organ nakli yapılıyor ancak bekleyen hasta sayısı bunun 10 katından fazla. Gelişmiş ülkelerde organ bağışı oranları daha yüksek olsa da, gelişmekte olan ülkelerde dini inançlar, yasal belirsizlikler ve lojistik sorunlar nedeniyle bağış oranları düşük kalıyor. Tunus’un uyguladığı gibi düşük maliyetli farkındalık programları, benzer sorunlar yaşayan diğer ülkeler için de ilham kaynağı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, organ nakli bekleyen hasta sayısının yüksek olduğu ülkelerden biri. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2023'te 30 binden fazla kişi organ beklerken, yalnızca 5 bin nakil gerçekleştirilebildi. Tunus’un uyguladığı farkındalık seansları modeli, Türkiye’de de il ve ilçe düzeyinde hayata geçirilebilir. Özellikle kırsal bölgelerde dini hassasiyetler ve bilgi eksikliği nedeniyle düşük olan bağış oranlarını artırmak için bu tür toplum temelli programlar etkili olabilir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın mevcut “Organ Bağışı Haftası” etkinliklerine benzer bir model entegre edilebilir.