Nükleer silahlara yapılan küresel harcamalar, 2025 yılında 119 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Nükleer Silahların Kaldırılması için Uluslararası Kampanya'nın (ICAN) yayımladığı rapora göre, nükleer silah sahibi devletler cephaneliklerini modernize etmek ve yenilemek için 2024'e kıyasla 16,8 milyar dolar daha fazla harcadı. Bu artış, özellikle ABD, Rusya, Çin ve İngiltere'nin başını çektiği nükleer güçlerin silahlanma yarışını yeniden hızlandırdığına işaret ediyor.
Silahlanma yarışının boyutları
ICAN'ın 2025 Nükleer Silah Harcamaları Raporu, dokuz nükleer silah sahibi ülkenin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail) nükleer cephaneliklerine yönelik harcamalarını detaylandırıyor. Rapora göre, ABD 52,8 milyar dolar ile en büyük harcamacı konumunda. Onu 25,6 milyar dolar ile Rusya, 16,1 milyar dolar ile Çin ve 14,3 milyar dolar ile İngiltere takip ediyor. Fransa nükleer cephaneliğine 7,9 milyar dolar, Hindistan 2,7 milyar dolar, Pakistan 2,1 milyar dolar, Kuzey Kore 1,2 milyar dolar ve İsrail ise 1,1 milyar dolar ayırdı.
Harcamalardaki artışın temel nedenleri arasında, nükleer silah stoklarının modernizasyonu, yeni füze sistemleri, denizaltılar ve bombardıman uçaklarının geliştirilmesi ile nükleer başlıkların ömrünü uzatma programları yer alıyor. Özellikle ABD'nin Sentinel kıtalararası balistik füze sistemi ve İngiltere'nin Dreadnought sınıfı nükleer denizaltı projeleri bütçelerin şişmesine yol açtı. Rusya ise yeni nükleer silah sistemleri tanıtırken, Çin nükleer cephaneliğini nitelik ve nicelik olarak hızla genişletiyor.
Küresel güvenlik ve uluslararası tepkiler
Rapor, nükleer silah harcamalarındaki bu rekor artışın, silahsızlanma çabalarına ciddi bir darbe vurduğunu vurguluyor. ICAN direktörü Melissa Parke, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu harcamaların nükleer silahların kullanım riskini de artırdığını ve bu paraların iklim değişikliği, yoksulluk ve sağlık gibi küresel sorunlara harcanması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Yüksek Temsilcisi Izumi Nakamitsu ise nükleer silahlara yapılan yatırımların, uluslararası güvenlik mimarisini zayıflattığını ve nükleer çatışma tehlikesini körüklediğini ifade etti.
Öte yandan, NATO'nun nükleer paylaşım politikaları ve Asya-Pasifik bölgesinde artan gerilimler, silahlanma yarışını tetikleyen diğer faktörler arasında sayılıyor. Uzmanlar, özellikle Çin'in nükleer cephaneliğini 2035 yılına kadar 1500 savaş başlığına çıkarmayı hedeflediğini ve bunun bölgesel dengeleri değiştireceğini belirtiyor. Rusya'nın Ukrayna savaşında nükleer tehdit dili kullanması da silahlanma harcamalarının artışında etkili oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nükleer silah harcamalarındaki bu rekor artış, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel güvenlik denkleminde önemli yansımalara yol açıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak nükleer paylaşım düzenlemeleri kapsamında İncirlik Üssü'nde ABD'ye ait nükleer silahları barındırıyor ve ittifakın nükleer caydırıcılık stratejisinin bir parçası. Bölgede İran'ın nükleer programı ve Rusya'nın artan nükleer tehditleri, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda, küresel nükleer silahlanmanın tırmanması, Türkiye'nin savunma harcamaları ve ittifak içindeki konumunda yeni dengeler arayışına neden olabilir. Ayrıca, nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarının zayıflaması, Orta Doğu'da nükleer silahlanma riskini artırarak Türkiye'nin güvenliğini tehdit etme potansiyeli taşıyor.