New Jersey Valisi Phil Murphy, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri ve diplomatik politikalarının başarısız olduğunu belirterek, Trump yönetiminin belirlediği savaş hedeflerine ulaşılamadığını ifade etti. Murphy, özellikle İran'ın nükleer programının durdurulamaması ve bölgesel nüfuzunun sınırlandırılamaması nedeniyle Washington'un stratejisinin iflas ettiğini vurguladı. Valinin bu açıklamaları, ABD-İran gerginliğinin tırmandığı bir dönemde yankı uyandırdı. Murphy, Trump'ın İran'a yönelik azami baskı politikasının arzu edilen sonuçları vermediğini savundu.
Gelişmenin arka planı
Phil Murphy, New Jersey eyaletinin Demokrat Partili valisi olarak biliniyor. Trump yönetiminin dış politikasına sık sık eleştiriler yönelten Murphy, bu kez de İran konusunda sert bir değerlendirme yaptı. ABD'nin Ocak 2020'de öldürdüğü İranlı General Kasım Süleymani sonrası İran'ın misilleme saldırıları ve nükleer anlaşmadaki geri adımlar göz önüne alındığında, Washington'un stratejisinin başarısız olduğu iddiası gündeme geliyor. Trump, Kasım 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmiş ve yaptırımlarla İran'ı masaya çekmeyi hedeflemişti. Nükleer programını durdurmak ve bölgesel faaliyetlerini sınırlamak amaçlanmıştı. Ancak İran anlaşma yükümlülüklerini askıya almış, uranyum zenginleştirmeyi artırmıştır.
Murphy'nin eleştirisi, Türkiye gibi NATO üyesi ülkelerin de bölgedeki hareket alanını etkileyebilecek bir boyut taşıyor. ABD'nin İran politikasındaki belirsizlik, bölgesel dengeleri değiştirebilir. New Jersey valisinin açıklamaları, ABD'nin 2020 başkanlık seçimleri öncesinde İran politikasının bir kez daha tartışmaya açılmasına neden oldu. Murphy, “Trump yönetiminin İran'daki savaş hedefleri gerçekleşmedi. İran'ın nükleer programı hala sağlam, bölgesel nüfuzu sürüyor” dedi. Bu çıkış, özellikle İran'ın ABD'nin savaş uçaklarına yanıt olarak Hazar Denizi'nde tatbikat yaptığı bir döneme denk geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliği, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İran'ın nükleer programına dair endişeler sürerken, Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler tehdit altında hissediyor. Trump'ın politikası, İran'ı tamamen tecrit etmeyi ve ekonomisini çökertmeyi amaçlamıştı. Ancak İran, Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirerek bu baskılara direniyor. Ayrıca İran, Yemen'deki Husiler ve Suriye'de Beşar Esad rejimi üzerinden nüfuzunu korumaya devam ediyor. Trump'ın Kasım 2020 seçimlerini kaybetmesi halinde, yeni yönetimin İran'a daha diplomatik bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor. Ancak mevcut durumda tansiyon yüksek. New Jersey valisinin açıklamaları, ABD iç siyasetinde İran konusunun ne kadar kutuplaştırıcı olduğunu gösteriyor. Bir yandan Cumhuriyetçiler İran'a yönelik güçlü yaptırımları desteklerken, Demokratlar ise diplomasiyi savunuyor.
Murphy'nin bu açıklamaları, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yaptırımların tartışıldığı bir döneme denk geliyor. ABD'nin taleplerine karşın, Avrupa ülkeleri ve Çin'in İran'la ticareti sürdürme çabaları dikkat çekiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı da artıyor. İran'ın nükleer anlaşmadan çekilme tehditleri ise tansiyonu yükseltiyor. New Jersey valisinin sözleri, bu kaotik tabloda Washington'un stratejik çıkmazını özetliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran komşusu olarak ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkileniyor. Trump yönetiminin İran politikasının başarısız olması, Ankara'nın bölgesel güvenlik hesaplarını değiştirebilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmıyor ve iki ülke arasında enerji, ticaret ve güvenlik iş birliği sürüyor. ABD'nin İran'ı kontrol edememesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki hareket alanını etkileyebilir. Ayrıca İran'ın nükleer programı, Türkiye'nin savunma planlamasında dikkate alınması gereken bir faktör. ABD'nin stratejik yenilgisi, Ankara'ya bağımsız politika izleme fırsatı verse de, bölgesel istikrarsızlık riskini artırıyor.