İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah tarafından inşa edilen geniş bir yeraltı tünelini imha ettiğini duyurdu. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, pazar günü yaptıkları açıklamada tünelin yok edildiğini ve bölgeye yönelik saldırıların sürdüğünü belirtti. Lübnan resmi medyası, İsrail'in güney Lübnan'da çeşitli noktalara hava saldırıları düzenlediğini aktardı. Saldırılar, Lübnan ile İsrail arasında imzalanan üçlü çerçeve anlaşmasının ardından gerçekleşti. Ancak anlaşmanın detayları henüz netleşmiş değil.
Tünel imha operasyonunun arka planı
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre, tünel Hizbullah'ın İsrail sınırına yakın bir bölgede, keşif ve sızma amaçlı olarak inşa edilmişti. Tünelin uzunluğu ve derinliği hakkında kesin bilgi verilmezken, İsrail Savunma Bakanı Katz tünelin 'geniş ve stratejik' olduğunu ifade etti. Netanyahu ise operasyonu 'İsrail'in kuzey sınırındaki tehditleri bertaraf etme çabalarının bir parçası' olarak nitelendirdi.
Lübnan medyası, tünelin imha edildiği bölgede şiddetli patlamalar duyulduğunu ve İsrail savaş uçaklarının alçak uçuşlar yaptığını bildirdi. Olayda can kaybı yaşanıp yaşanmadığı henüz doğrulanmadı. Hizbullah tarafından ise konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında 2006 Savaşı'ndan bu yana en ciddi gerilimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel boyut ve olası yansımalar
İsrail'in bu hamlesi, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltebilir. Hizbullah'ın İran destekli bir örgüt olması, çatışmanın bölgesel bir boyut kazanma ihtimalini artırıyor. Son dönemde İsrail ile İran arasında artan gerilim, tünel imha operasyonunu daha da önemli kılıyor. Lübnan hükümeti ise İsrail'in saldırılarını kınarken, Birleşmiş Milletler'in arabuluculuk çabaları sürüyor. Üçlü çerçeve anlaşmasının detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da, anlaşmanın Lübnan-İsrail sınırındaki istikrarı sağlamaya yönelik olduğu tahmin ediliyor.
Uzmanlar, tünel imha operasyonunun İsrail'in Hizbullah'a karşı 'önleyici bir darbe' olarak nitelendirilebileceğini ve taraflar arasında yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. Özellikle Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, ülkeyi herhangi bir askeri çatışmaya karşı daha kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki dengeleri ve bölgesel güvenlik politikaları açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine saygı duyulması ve istikrarın korunması yönünde bir tutum sergilemektedir. İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilim, Türkiye'nin enerji projeleri ve bölgesel nüfuz alanını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye ile İsrail arasındaki son dönemde normalleşen ilişkiler, bu tür askeri operasyonlardan doğrudan etkilenmese de, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin Lübnan ve Suriye'deki çıkarlarını dolaylı yoldan tehdit edebilir. Bu nedenle Ankara'nın, diplomatik girişimlerle gerilimi düşürmeyi desteklemesi muhtemeldir.